Arşiv Odası: “Samatya’daki Hegelci”

Arşiv Odası’nda Oktay Akbal’ın kaleme aldığı bir kitap takdimini sunuyoruz. Açıklığa Doğru isimli Melih Cevdet Anday’ın gazetelere yazdığı denemelerinin derlemesi olan kitap, Akbal’ın kaleminden okura aktarılıyor. Bu yazıyla şairin entelektüel seviyesini ve altmışlı yıllarda çeviri problemlerini görmüş oluyoruz.

1989’da kaleme alınmış bu yazı, “Geçmişte kitap tanıtımları nasıl yapılıyormuş,” sorusuna bir yanıt niteliği de taşımakta…

İyi okumalar dileğiyle…


“Samatya’daki Hegelci”

Melih Cevdet Anday’ın son aylarda yeni kitapları çıktı. “Açıklığa Doğru” (‘Doğu-Batı’ 1961 ile ‘Konuşarak’ 1964) “Akan Zaman Duran Zaman I” ve “Tanıdık Dünya” adlı yeni şiir yapıtı…

Anday’ın şiirleri ayrı bir inceleme, değerlendirme konusudur. Özgün bir şairdir, kolay çözümlenmez bu yüzden hızlı yargılara varmak yeterli olmaz… Ben Anday’ın ‘Açıklığa Doğru’ adlı kitabından, daha doğrusu bu kitaptaki bir yazıdan söz edeceğim yalnızca…

Bildiğim yazılar, çoğu Cumhuriyette çıkmış, 1960’ların ürünleri, düşünceler, görüşler… Hepsi güncel hepsi bugünün sorunlarını kapsıyor, düşünen, düşündüren bir yazarın okurlarıyla paylaşmak istediği konular… ‘Samatya’daki Hegelci’ yazısı özellikle ilgilendirdi beni! Anday diyor ki “…Durkheim’i okutur da Marx’i yasak ederseniz aykırı gibi gelecek ama Durkheim’ı da gereğince öğretemezsiniz. Bu kültür bölünemez! Hukuk Fakültesini bitirmek üzere olan bir hanımla konuşuyordum geçende. Üniversite öğrenimi içinde Marx’tan bir tek satır okumamış. Yirminci yüzyıllı kişi, Marx’ı bilmeden aydın olabilir mi?”

Anday, bilimden yana bir yazardır. Öğrenmek, bilmek, anlamak gerekir ‘insan’ olmak, hele hele ‘aydın’ tanımına yakışmak için… İçinde yaşadığımız çağı bilmek için geçmişin yapıtlarını, değerlerini de öğrenmemiz gerekir. Birey, kendi başına düşünebilme, karar verebilme, yargıya varabilme yetisinde olmalıdır. Ezbere yargılardan kaçınmalı, birbirine karşıt görüşleri tanımalı, kendiliğinden bir sonuca varabilmelidir.

“Söz gelişi, bugün çağdaş felsefe bilim tartışmalarından hangisine göz atsanız altından Hegel çıkmasın olmuyor. Oysa Hegel’in Türkçede bir tek kitabı yoktur. Üniversiteleri bitirenler, lise öğrencileri onun adını gerçi biliyorlar, aydınlarımız arasında ‘Onun diyalektiği başaşağı durur’ diyenler de vardır, ama demek ki bunlar Hegel’in bir tek kitabını, bir tek satırını okumamışlardır.” Yabancı dil bilmek gerekir Hegel’i, Marx’i, Kant’ı okumak için. Elbet daha önce de, gerekli felsefe bilgisini edinmek…

Anday’a bir dostu demiş ki ‘Benim Samatya’da oturan bir tanıdığım var, Hegel’i çok iyi bilir, ama o kerata da yazmaz.” Samatya’daki Hegelci kimdi acaba? O gün bugün Hegel üstüne bir şeyler yazdı mı, bir kitabını çevirdi mi? Anday bu yazısını 1967’den önce yayınladığına göre aradan 17 yıl geçti. Bu arada Samatya’daki felsefeci Hegel’den çeviriler yapmıştır diye düşünüyorum.

Hegel’i bilir de yazmaz!… Marx’i bilir, ama çekinir!.. Böyle sözleri çok duyarız. Bir felsefeci arkadaşımız, kendisine pasaport verilmeyişi üzerine dönemin İçişleri Bakanına gitmişti. Bakan ‘Size Marksist diyorlar’ demiş. O felsefeci arkadaş -ki Marx üstüne pek çok yazıları, çevirileri vardır- hemen karşı çıkmış ‘Hayır, demiş, ben Marxologue’um, Marxiste değilim.’ Bakan -ki bir hekimdi – hemen pasaportun verilmesini sağlamıştı. Marksist başka, Marksolog daha başka değil mi ya?

Anday ‘bilir de yazmaz’ görüşünü eleştiriyor: “Yazmadığına göre bilmiyordur desem kim tersini savunabilir? Üstelik böyle bir adam yalnız Hegel’e değil, Batı kültürüne de yabancı sayılır. Çünkü bilip de susmak Doğu kültürünün bir özelliğidir.” Yine Anday “Belki de Türkiye’den ayda bir iki Hegel’i bilen turistler de geçiyordur. Bırakın kulaktan dolma ya da aktarma bilgilerle aydın geçinmeyi, yabancı düşünürleri okumakla, sadece okumakla da aydın olunmaz, o düşünürleri kendimize getirmek, kendimize çevirmek, toplumumuza mal etmektir gerekli olan,” diyor.

“Açıklığa Doğru” Melih Cevdet Anday’ın yirmi-otuz yıl önce yazdığı denemeleri içeriyor. Hemen hepsini yeniden okudum. Baktım, hepsi yeni, hepsi güncel, hepsi yaşıyor… Yazın yapıtının yaşaması budur. Zaman geçer, o yazı, o deneme, o öykü, o şiir, o roman, o oyun yepyeni kalır. “Açıklığa Doğru” adı da iyi yakışmış doğrusu bu yazılara… Anday ‘açıklıktan’ yana bir yazardır, her ne kadar şiirleri o denli ‘açık’ gibi gelmezse de okurlara… Ama ‘şiir’in açıklığı kapalılığı başka bir konudur, gazetede yayınlanmak için yazılan deneme yazılarının düşünceye açıklık getirmesi ayrı bir konu… Anday’ın öteki yapıtları gibi “Açıklığa Doğru” ve son günlerde çıkan “Akan Zaman Duran Zaman” başlıklı anı kitabını okurlarıma öğütlemek isterim.

Oktay Akbal


Oktay Akbal – Evet / Hayır * 21.09.1984 / Taha Toros Arşivi

Okumayı ve yazmayı sever.