Attilâ İlhan: “Babam şiirlerimi beğenmez, ‘Böyle şiir olmaz’ derdi”

Mavi akımının öncülerinden, Türk şiirinin ve edebiyatının en görkemli yazarlarından Attilâ İlhan‘la gerçekleştirilmiş bir söyleşiyi sunuyoruz.

İyi okumalar dileğiyle…


İlk şiirinizi hatırlıyor musunuz?

Babam şiir yazardı, hem de aruzla. Tam bir Divan şairiydi… Yenilikleri hiç ciddiye almaz, avam bulurdu. Annem Nedim’i ezbere bilirdi. Çünkü babam zifaf gecesi ona Nedim’i okumuş. İlk şiirimi ilkokul 3’te yazmıştım: ilkbahar. Çiçekler, kelebekler kafiyesini hatırlıyorum sadece. Babama gösterdim, “Böyle şiir olmaz,” dedi. Beğenmezdi benim şiirlerimi.

Üçüncü Şansın Şiiri’ni, Sisler Bulvarı’nı da mı?

Onları okumadı bile! Sadece Divan sesini kullandığım şiirlerimi okurdu. O da gizli gizli. O bana ben ona karışmazdık. Hapse girdim, mektepten kovuldum. Bana, “Üzülme geçer,” diye telgraf çekti. Çok az baba yapar bunu, o yüzden çok severim.

“Nazım’ı taklit ettim”

Hiç babanızı taklit ettiniz mi?

Hayır. Sanırım buna kızıyordu o da. Başlarda halk şiiri yazdım. Sonra Anadolu’daki günlerimizde antolojiden Divan şiiri okudum. Aruza heves ettim, 200 gazel yazdım. Bir arada Nazım’ı taklit ettim. Ne kadar benzetirsem o kadar iyi olur sanıyordum. Böyle de 150 şiir yazdım. Sonra kendi sesimi buldum.

Çok düzenli birisiniz. Her gün 10.00’da kafede olup, 12.00’de evinize gidiyorsunuz…

Küçük yaşta harekete girdiğimden. 16 yaşında hapse girdim ve TKP ile orada tanıştım. Orada öğrendim, düzenli olmayı öğretti. Ben içki de içmedim. Sadece enfakrtüsten beri reçeteyle viski içiyorum. Cenabetin kokusunu da sevmem. Doktor ilaç diyor, bakalım! Sigara da kullanmam. Temiz çocuğum. Fransa’da mecburen şarap içtim. Talebe lokantasında bile sürahiyle şarap veriyorlar. “Su yok mu?” diye sordum, “Fransa’da suyu inekler içer!” demişlerdi. Biz de içtik ama 10 gün oteli bulamadım.

Çok yakışıklıydınız. Hayranlarınız var mıydı?

Yakışıklı bulunmazdım. Çünkü o dönemde genç kızlarımız Holywood tipi erkeklerinin etkisindeydi. Fransa’da beni Alain Delon’a benzetirlerdi. Bizde pek makbul değildi.

Hiç “Benim için bir şiir yaz” diyen kadın olmadı mı?

Olmaz mı, hele şöhret olunca daha da arttı. Ama şiir öyle yazılmaz.. Zaten şiir yazdığım kızların çoğu imkansız aşklardı. Yarıda kalmış… Ama adama biraz sürtünürsem belki beni de yazar şöhret olurum, diyenlere yazılmıyor. Ne ya ben reklam spotu muyum!

 

Okumayı ve yazmayı sever.