Bir başyapıt: Uçurtma Avcısı – Ufuk Koçan

“Belki de hala iyi bir insan olmak mümkündür.”

Bu cümleye karşılıyor bizi Khaled Hosseini. Henüz ilk paragrafı okurken insanın içini burkan eser, vicdani hesaplaşmalarını tamamlamak için uzunca bir yolculuğa çıkan orta yaş bunalımındaki kahramanımızı anlatıyor. Hosseini’nin diğer eserlerinde olduğu gibi bunda da ana karakterin değil ikincil karakterin hikâyesine tutuluyoruz; onu daha çok seviyor, daha çok merhamet ediyor, daha çok benimsiyoruz. Sevginin aklımızda tezahür eden ilk tanımından uzaklaşıyor, yepyeni sevme şekilleri öğreniyoruz.

Her ne kadar yan karakterle yakınlaşsak da kendimizi daima ana karakterlerle özdeşleştiriyoruz. Çünkü o da bizim gibi; hatalarla kirletilmiş yaşamından bir çıkış yolu arıyor, arkasında bıraktığı ve zihninden atamadığı dostuna gidiyor tüm gayretiyle. Aradan geçen yıllar onun ismi verilmiş bir çocukla kesiştiriyor yolunu. Tıpkı babasına benzeyen, en az babası kadar temiz kalpli bir çocuk.

Küçüklüğünde binbir zorlukla arkasında bıraktığı Ortadoğu topraklarına bu defa isteyerek gidiyor. Biz de onunla birlikte gidiyoruz, onun gözünden çocukluğunu, çocukluğundaki Afganistan’ı tanıyoruz. Bolca uçurtma, oyunlar, neşe, hüzün ve acıya şahit oluyoruz. En iyi uçurtma avcısıyla tanışıyor, onun berrak kalbine dışarıdan bakıyoruz.

Tüm bunların yanında savaş ve zulmün içinde kalmış çocukların şaşkınlığını, hala gülümseyebiliyor olmalarını, yetişkinlerin kaygılarını ve korkularını anlıyoruz. Savaşın ortasında kalmış sadece birkaç yaşamı konu almasına karşın kitap, bizi bunu yaşayan on binlerce yaşamı tezahür etmeye zorluyor.

2003 yılında yayımlanan Uçurtma Avcısı pek çok ülkede “En Çok Satanlar” listelerine girdi. Sonraki yıllarda eserin sinema filmi çekildi ancak şahsi kanaatimce kitabın kendisi kadar iyi bir anlatıma ve çarpıcılığa sahip değildi. Yine de kitap okunduktan sonra izlemeye değer olduğunu düşünüyorum.

  • Uçurtma Avcısı – Khaled Hosseini
  • Everest Yayınları – Roman
  • 375 Sayfa
  • Çeviri: Püren Özgören