Bir Beyoğlu Düşü – Demir Özlü

img_20161027_004104

Yeni bir diyar bulamazsın, bir başka boğaz asla.

Bu şehir daima adımlarına gizlenir

Sen yine tanıdık sokaklarında gezinip,

Aynı mahallede kocarken;

Aynı evlerde ağaracak saçların.*

Nedendir bilinmez bu sıralar Kavafis’in Şehir isimli şiirini sıkça hatırlıyorum. Demir Özlü’nün Bir Beyoğlu Düşü isimli anlatısını daha geçenlerde aldım elime okumak için. Daha ilk sayfayı açar açmaz da pek çok şair ismiyle karşılaştım. Kavafis de bunlardan biri. Yazar, eserinde, belleğinde kaldığı kadarıyla ünlü şairlerden bazı alıntılar yapmış.  Ünlü Fransız şair Comte de Lautréamont, Ece Ayhan ve Sabahattin Kudret Aksal. Misafir ettiği bu isimler dolayısıyla metnin şiirsel bir tarafı var.

Öncelikle eserin ismiyle başlayalım. Bir isim ile eserin içeriği ancak bu kadar müsâvi olabilir sanırım: Bir Beyoğlu

Resimli Gazete, Sene: 2, No: 90

Resimli Gazete, Sene: 2, No: 90

Düşü. İlgi çekici bile sayılamaz belki ama yazarın gördüğü düşün/düşlerin içinde dolaşıyorsunuz okurken. Anlattığı (eski) Beyoğlu, sokakları, kiliseleri, Levanten yapılarıyla hayalinizde kuruluyor yeniden. Dergah’ın arka kapağında bir fotoğraf ve onun öyküsü yer alır bilenleriniz vardır. Bazen yazı mı fotoğraf için kaleme alınmış yoksa fotoğraf yazı için mi çekilmiş karar veremezsiniz ya hani. İşte bu eser içinde benzer bir durum söz konusu bence. İstanbul’u, Beyoğlu’nu hiç bilmeyen birinden bu kitabı okuyup çizim yapması istense sanırım yine Beyoğlu’nu resimlerdi. Özlü’nün anlattığı Beyoğlu bambaşka bir Beyoğlu. Pek çok yazarın metinlerinde, şairlerin şiirlerinde andıkları yahut Salah Birsel’in anlattığı gibi bir Beyoğlu. İşte bu sebeple nostaljik bir okuma imkanı sunuyor eser. Mesela bir dönemin edebiyatçılarının buluşma noktası haline gelmiş pastanelerin ismini sıkça anıyor yazar. Her sayfada ayrı bir mimari yapının ismi ya da bir sokak ismi çıkıyor karşınıza: Baylan Pastanesi, Nisuaz Pastanesi, Lebon Pastanesi, Kohen Kitabevi, Hocopulos Geçidi, Sainte Marie Draperis Kilisesi, Narmanlı Han, Ziba Sokağı…

https://scontent-cdg2-1.xx.fbcdn.net/v/t1.0-9/10415626_772509572788713_2573977636163331825_n.jpg?oh=4cd5fd4f2ef75c3438c3ab95dac4b4af&oe=5895F7C5

Nisuaz Pastanesi

Gençlik yıllarını anlattığı bu kısacık anlatıda sürekli varlığı üzerine düşünüyor yazar. Demir Özlü’nün üslubuna yabancı olmayanlar için sürpriz değil bu elbette. İsmini bile bilmediğimiz bir kadın var bu anlatıda. Bu kadına duyduğu hisler üzerinden bir varlık betimlemesi yapıyor yazar. Ondan bahsederken ‘‘komşum olan kadın’’ diye başlıyor söze ve sonra bir düşün içinde buluyorsunuz kendinizi yazarla birlikte.

Şehri, üzerinde dolaştığı sokakları, kaldırım taşlarını, duvarları, insanları… Bir şehri şehir kılan ne varsa onları dinliyor ve dinletiyor size:

‘‘Büyük kentlerin seslerinden başka hiçbir ses beni çokça büyülemez. Özellikle tramvayların işlediği kentler, tramvay tekerleklerinin raylar üzerindeki yuvarlanma sesi ya da araç köşeyi dönerken çıkardığı gıcırtı… Çan sesleri… Kalın elektrik tellerine sürtünmekten çıkan sesler… Sokak gürültüleri…’’

Demir Özlü’nün tarzına hakim olanların da bildiği gibi o bunaltı ile hemhal olmuş ve bu tarz üzerine eser vermiştir. Özlü, tüm gençlik yıllarını kaplayan bir duygudan bahseder Bir Beyoğlu Düşü’nde de: Boğuntu. Şu satırlar boğuntu hissinin anlatımıyla uzar gider:

‘‘Hafif bir korku, zaman zaman artan, zaman zaman da azalan bir tedirginlik, bir yerini bulamamışlık boğuntusu…’’

Hem insanı hem Beyoğlu’nu bir labirente benzetir Özlü. Zaman zaman kaybolur bu labirentte. Çünkü kaybolmakla bulur kendini ve şehri. Hatta yaşamayı daha uzakta, varılacak bir yer olarak gördüğünü, yaşadığı gündelik hayatın yaşamın kendisi olmadığını düşünür o zamanlarda. Ama ne ilginçtir ki kilometrelerce uzağında kaldığında bile özler bu şehri. Çünkü Kavafis’in şiirinde ki gibi artık bu şehir O’nun adımlarına gizlenmiştir bir kere. Bunu da açıkça dile getirir uzun bir pasajda:

‘‘…gezici balık satıcılarının çınlayan seslerini duyduğum bütün bu Beyoğlu’nun dışına çıkmadığımı anladım. Bütün o büyük, gece vakti ışıklı, parlak cadde: Sinemalar, pastaneler, lokantalarla… Buydu yaşadığım dünya benim.’’

Bir Beyoğlu Düşü, Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı ‘‘Hayallerim, Aşkım ve Sen’’ isimli sinema filminin aynı isimli bölümüne de esin kaynağı olmuştur. Belki kitabı okuduktan sonra filmi de izlemek istersiniz.

Son olarak eğer kitabı sahaflarda bulamazsanız Yapı Kredi Yayınları’ndan yazarın üç anlatısının birlikte yer aldığı şu baskıyı da alabilirsiniz.

Mezkûr Kitap: Bir Beyoğlu Düşü

Mezkûr Yazar: Demir Özlü

Sâir Ayrıntı: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2000

 

*Konstantinos Kavafis/Şehir/Çeviri: Oğuz Karasu

*Nisuaz Pastanesi’ne ait fotoğraf şu sayfadan alınmıştır.