Bu Güzel Öyküleri Hakkı İnanç Yazmış “Ateş Etme Silahsızım”

“Okul bahçesinde çocukları izliyorum pencereden. Başlarında sopa kılıklı bir adam… Yere yufka gibi bir minder sermiş, takla attırıyor yavrucaklara. Kimi bir çırpıda kıvrılıp doğruluveriyor, kimi ayakları havada kalıyor, düşüp ağlıyor belki, kimiyse denemekten bile korkup duvar dibine sinmiş. Yaşamak da takla atmaya benziyor biraz. Ben ikisini de beceremediğimden öyle sanıyorum ya da. Sık sık ölümü düşünüyorum bu ara. Polisiye filmler seyrediyorum. Yok yere üzülüp yastıkları dişliyorum, bazen de yumruk gibi sevinip sonra yine kederleniyorum. Ne saçma. Ömür öyle ya da böyle tükeniyor. Ne ‘Eller havaya bu bir soygundur! ’ne de ‘Ateş etme; silahsızım!’ diyebiliyorum zamana.”

Geçmiş 14 Şubat Dünya Öykü Günü’müz kutlu olsun. Sevgilimiz öykü. Yeni tanıştığım fakat beni ileride daha güzel kitaplarıyla mest edeceğini umduğum birisini yazacağım bu yazımda. Çok fazla görmediğimiz, duymadığımız, yeni soluklarımızdan bir öykü yazarını yazmak istedim. Hakkı İnanç, yıllar sonra “Bu bir Hakkı İnanç öyküsü,” denmesindense “Bu güzel öyküyü de mi Hakkı İnanç yazmış,” denmesini yeğlermiş. Evet bu güzel öyküleri Hakkı İnanç yazmış. Ateş Etme Silahsızım’da 17 öykü mevcut, Korand Lorenz ’in  “Hayvanlarla gerçek insanlar arasındaki kayıp halka muhtemelen biziz” alıntısı ile başlıyor. Kitapta tek sevmediğim şey, birkaç yerde uzayan betimlemelerdi. Uzayan betimlemelere karşıyım, birazının okuyucuya bırakılmasından yanayım. Hakkı İnanç bizi “Ne olursa olsun, son repliğini söylemeden sahneden inmemeli insan” diyen Ahraz Zehra’nın kocasıyla, dünyaya yerleşemeyen insanların yaşadıkları olaylarla, Sehpa öyküsünde çocukluğumuzu yakalayabileceğimiz göndermelerle, Şirinleri Gören Çocuklar öyküsünde Şirinler’i göremeyen çocuklarla, demir bilyelerimizle, takıntılı insanlarla, kasabalarla, bazılarına ölümün özgürlük olduğunu hatta çoktan ölen insanlarla bizi yüzleştiriyor. Durduğumuz yeri düşündürüyor şu sözleri ile:

“İnsanın durduğu yer mühimdir Leyla. Sen bir kuyumcunun önünü seçmişsin… O cadde üzerinde eski bir saat tamircisi de vardı, bir sahaf da.”

Dünyanın tekinsiz bir yer olduğunu hatırlamak adına, doğallığın ve gözlem gücünün etkisine doymak için okuyabilirsiniz. Sevgiyle…

Yazar, Hakkı İnanç hakkında:

1984’te Ankara’da doğdu. Giresun Hamdi Bozbağ Anadolu Lisesi’nin ardından, Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdi. Bir süre reklamcılık eğitimi aldı. Garsonluk, anketörlük, tezgâhtarlık ve özel bir yapım şirketinde yapım-kamera-kurgu alanlarında asistanlık yaptı. 2009 yılında yalnızca yazmak üzere Giresun’a döndü. İlk yazıları Yeni Aktüel dergisinde ve Radikal gazetesinin bir dönemki eki Radikal Genç’te yayımlandı. Öyküleriyle Varlık, Kitap-lık, Sözcükler, Dünyanın Öyküsü, Sarnıç Öykü, Çağdaş Yaşam gibi dergilerde yayımlandı, ödüller aldı. Mübadele Öyküleri, Karla Karışık, Kadınlar Arasında, Merhaba Asker seçkileriyle yer alan genç yazarın 2013 Selçuk Baran Öykü Ödülü’ne layık görülen ilk kitabı Bozuk, Kırmızı Kedi Yayınevi’nce yayımlandı. 11. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali kapsamındaki Kısa Film Öyküsü Yarışması’nda on finalist arasında yer alarak, Festival’in konuğu oldu ve Işıl Özgentürk Senaryo Atölyesi’ne katıldı. Öyküsü senaryolaştırıldı. Orhan Kemal, Yaşar Nabi Nayır, Adnan Yücel, Ümit Kaftancıoğlu başta olmak üzere, pek çok öykü yarışmasında ödüle layık görüldü. 2010 altKitap Öykü Seçkisi’nde de bir öyküsüyle yer aldı.

 

Fotoğraf-0463

Ve dünya alışkanlıktan değil,sevgiyle mutluluktan dönsün diyoruz Hasret abi ile.