Edebiyatımıza Damga Vurmuş 10 Kadın Şair

Bu özel günde, edebiyat tarihimize damgasını vurmuş, çoğunun isimleri pek anılmasa bile geçmişimizde yer etmiş şairleri bir araya getirmeye çalıştık. Tabii liste daha büyük ve geniş olabilirdi. Biz edebiyatımıza damga vurmuş olanları hatırlatmaya çalıştık.

 


  1. Şâir Nigâr Hanım (1862-1918)

 

Feryâd ki feryâdıma imdâd edecek yok

Efsûs ki gamdan beni âzâd edecek yok

 

Te’sir-i muhabbetle yıkılmış mütellim

Virâne dili bir dahi âbâd edecek yok

 

Yâ râb ne içün zâr-ı nigârı şu cihanda

Nâşâd edecek çoksa da dil-şâd edecek yok.

 

Nigâr hanımın bestelenmiş bu gazelini yine bir kadından dinlemek isterseniz:

 

 

  1. Leyla Saz (1850-1936)

Hem bestekâr hem de bir şâir olan Leyla Saz’ın şu sözlerden oluşan bestesini dinlemez misiniz?

Bilirim kalbini cânâ bilerek aldanırım

Bilerek aldanırım isteyerek aldanırım

Belki insafa gelirsin diyerek aldanırım.

Bilerek aldanırım isteyerek aldanırım.

 

 

  1. Tahsine Hanım (?)

Erler demine destur alalım
Pervâneye bak ibret alalım
Aşkın ateşine gel bir yanalım
Dost dost dost dost

Devrana girip seyran edelim
Eyvâh demeden allah diyelim
Lâ ilâhe illallâh lâ ilâhe illallâh
Lâ ilâhe illallâh hû

Günler geceler durmaz geçiyor
Sermayen olan ömrün bitiyor
Bülbüllere bak efkan ediyor
Ey gonca açıl mevsim geçiyor
Dost dost dost dost

Devrana girip seyran edelim
Eyvâh demeden allah diyelim
Lâ ilâhe illallâh lâ ilâhe illallâh
Lâ ilâhe illallâh hû

Bu ilahiyi de Seldan Bağcan’ın sesinden dinleyebilirsiniz:

 

 

  1. Lale Müldür (1956- )

Yeni Türkü’den dinlediğimiz Destina aslında Lale Müldür’ün şu şiiridir:

 

Dün gece sen uyurken

İsmini fısıldadım

Ve hayvanların korkunç

Öykülerini anlattım

 

Dün gece sen uyurken

Çiçeklere su verdim

Ve insanların korkunç

Öykülerini anlattım onlara

 

Dün gece sen uyurken

Yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana

İşte bu yüzden, sırf bu yüzden

Yeni bir isim verdim sana

Destina

 

Sen öyle umarsız uyusan da bir köşede

İşte bu yüzden, sırf bu yüzden işte

Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için

Seni bu denli yıktıkları için

Yaşamımın gizini vereceğim sana

 

 

  1. Gülten Akın (1933-2015)

Kaç defa dinledik Deli Kızın Türküsü’nü Gülten Akın’ı anmadan?

 

Sana büyük caddelerin birinde rastlasam

Elimi uzatsam tutsam götürsem

Gözlerine baksam gözlerine konuşmasak

Anlasan

 

Elimi uzatsam tutamasam

Olanca sevgimi yalnızlığımı

Düşünsem hayır düşünmesem

Senin hiç haberin olmasa

Senin hiç haberin olmaz ki

Başlar biter kendi kendine o türkü

 

Yağmur yağar akasyalar ıslanır

Bulutlar uçuşur geceleyin

Ben yağmura deli buluta deli

Bir büyük oyun yaşamak dediğin

Beni ya sevmeli ya öldürmeli

 

Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa

Böcekler gibi başlamalı yeniden

Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta

Yan garipliğine yürek yan

Gitti giden

 

 

  1. Nilgün Marmara (1958-1987)

Son dizeyi bir ağızdan söyleyelim mi:

 

Kuş Koysunlar Yoluna

 

Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.

Hep böyle mi bu?

Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer…

Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına

aynalarla kaplattım, ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!

Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.

Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.

Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına

niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına

niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?

“Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” bir çocuk demiş.

 

  1. Birhan Keskin (1963- )

Enstrumental

Aksın, içimde siyah bir nehir gibi

dolanan keder

unuttuğum, unutmaya çalıştığım ne varsa

bende durmasın

içimde öyle çok ki, her gidenden

biriktirdiğim melekler

 

Zaman insafsızlık etmese

kederin oyduğu tarafımı sana getirsem

kalem beni tutmasa, anlatsam sana

siyah, simsiyah bir engerektir zaman

ve kış neler eder insana

nasıl yarım bırakır, ayırır parçalara

sense kışı yaşamadın daha

 

Reddettim bütün kesinlikleri, kalbim

bu hayale bir daha inansın diye

siyah… değişmiyor

siyah hala bir nehir içimde

ve kalbim anlamıyor

adalet yok, niye?

 

Yıktığım, atladığım, söndürdüğüm

bir yangın yerindeyim

içimde sadece, dediğim gibi

her gidenden biriktirdiğim melekler

kalbimin üstünde bir daha hançer

 

  1. Didem Madak (1970-2011)

Şairin Kalbimin En Doğusunda isimli şiirinden bir bölüm:

 

Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı.

Okyanusları mavi olmayan.

Benim için hayat,

Kalbi kalpazanlıktan kırk sene yatmış çıkmış bir adamdı.

Geçmişim acıyor şimdi, yalnız benim değil

Benim ülkemin geçmişi de acıyor mesela.

Bilirdim oysa ilk badem ağaçları çiçek açar baharda.

Bilirdim çiçek satan çingene kızlarını

Onlar bütün şimdileri, bütün zamanlara

Bir gül parasına satardı.

Oğlan kıza bir gül alsa

Bilirdim odur en kırmızı zaman.

Adına aşk diyorlardı

Kalbimin en doğusunda bir yalan dünya vardı.

 

  1. Füruzan (1932- )

Füruzan’ın Lodoslar Kenti isminde bir şiir kitabı olduğunu biliyor muydunuz? O kitaptan bir alıntı:

 

Bir eski kentin, ta uzaklardaki çok eski bir kentin

veremli bir nakkaşın aşkla işlediği silueti

yedi tepesinde padişah güzellemeleri yapıpta boynu urulan

paralı şairlerin el ayak çektiği

göksel anılar bunlar kuşkusuz

onu resim edip, tarih edip germek için midir hayat?

Doğasının üç yanı denizlerle sevişen

oraya ancak ve ancak sözlere aldanmadan elle,

emekle, gözle, yürekle gidilir.

Beden şaşar ışımasına

söz yetmez, ayıptır.

 

  1. Halide Nusret Zorlutuna (1901-1984)

 

Git Bahar

 

Çekil bu gölgeli yolda gezinme…

Bahar, bakışların yine pek sarhoş.

Yanılıp gönlüme misafir inme:

Kapısı kilitli, mihrabı bomboş

 

Mabettir orası, meyhane değil!

 

Altınlı başında papatya niçin?

Sarı saçlarına pembe gül takın!

Git bahar, gönlümde ibadet için,

 

Diz çöken kızları ürkütme sakın,

Kalbime girme, o kâşâne değil!

 

Ziyalar, kokular, renkler, çiçekler…

Ömrünün her günü bir başka düğün,

 

Bülbüller koynunda aşkı çiçekler

Güller dökülürler göğsüne bütün!..

Gerçekten güzelsin, efsane değil!

 

Git bahar, git bahar, uzaklarda gül!

 

Denize renginden bırak hediye

Ufuklarda gezin, semaya süzül

Sokulma kalbime peymane diye

Gördüklerin kandil, peymane değil!