Haydar Ergülen’in önerdiği 15 şiir kitabı

Haydar Ergülen, Vatan Kitap’ta kaleme aldığı şiir değerlendirmelerinde, hem usta şairleri anıp hatırlatıyor hem de yeni jenerasyon şairleri takipçilerine tanıtıyor.

2017’nin son aylarında kaleme aldığı yazılarında, geçtiğimiz senenin bir bilançosunu çıkaran Ergülen, şiir sevenler için kıymetli bir okuma listesi hazırlıyor.

Bizler de bu yazılarda adı geçen kitapları derledik, sizler için hazırladık. İşte, Haydar Ergülen’in önerdiği 15 şiir kitabı:


1. Son Görüş – Levent Karataş

Levent Karataş 80 Kuşağından değil ama, bizim kuşaktan. Başka şiirler ve başka şairlerle şiir yazmaya kıymet veriyor. Bu da şiirini daha kıymetli kılıyor. Şiirini ne zaman okursanız okuyun, sabah oluyor, yeni gün, yeni dünya, yeni renkler, yeni şeyler ve hep yeni şiirler. Duyarak okumak isteyenler için. -Haydar Ergülen


2. Şehirlerle Yanar Dünya – Erkut Tokman

İçinde canlanan bir orkestra var Erkut Tokman’ın. Bütün İstanbul’u semt semt, sokak sokak dolaşıyor.  Dünyayı müzik eşliğinde şehirlerden başlayarak yakmak istiyor.

O zaman insanın da yanacağını biliyor acıyla, aşkla. Ya şair? O da yanar diyor, şehri konuşan her mısrada…


3. Tuz – Mustafa Atapay

Mustafa Atapay, Tuz adlı bu kitabında da “içsesi”ni izlemeyi sürdürüyor. Bugünlerde özgün bir şiir kitabı okumak istiyorsanız Tuz, kitapçılarda sizi Tuz bekliyor.

Onun şiir dünyası hakkında Ali Duman’ın aşağıdaki değerlendirmesi önemli bir başvuru niteliğinde:

“Hemen söylemek gerekir, özellikle amaçlanmamakla birlikte oldukça kapalı ve güç anlaşılır bir şiir Atapay’ın şiiri. Kapalılık, Atapay’ın “eşyanın içindeki gizli gerilimi” hisseden bir şair olmasından kaynaklanmaz. Bilakis Atapay’ın şiiri eşyadan değil ben’den yola çıkan son derece “benmerkezci” bir şiirdir ve bana göre kapalılığının temel nedeni de budur. Şairin bakışı doğrudan doğruya eşyaya yönelmez. Gözleri, deyim yerindeyse iç dünyasına saplanmış birer çivi (‘iğne’) gibidir. Bütün eğretilemeler, bütün imajlar aslında ben’den kaynaklanmakta, eşya ben’in kendi kendini ifşası için bir vasıta olmaktadır. Atapay’ın okurun beklentisine yüz vermeyen, sarsan, şaşırtan mısralarının, yer yer tek başına kaldığı izlenimini bırakan imajlarının bu bağlam içinde okunması gerekir.”


4. Ölümler ve Mandalina Kabuğu – Fatih Kök

Arkadaş Zekai Özger Şiir Ödülü 2017, iki kitaba paylaştırılmış, Mayıs Yayınları’nca basılan, Fatih Kök’ün “Ölümler ve Mandalina Kabuğu” ile Narin Yükler’in “Aynadaki Çürüme”si. İki kitaba da sevindim. Yanlış anlaşılmazsa şunu söylemek istiyorum: “Gençler giderek birbirlerine benziyorlar”. Bunu, iki şair birbirine benziyor diye söylemedim, hayır. Sadece iyi, rahat söyleyişli, nice ‘yeni’lerden geçerek olmuş ‘Yeni Garip’ ya da ‘İkinci Garip’, hatta bu ikincisi daha uygun sanki, bir şiir var ve işte Garip’le İkinci Yeni’yi buluşturarak sürüyor. Şiirler benim hoşuma gidiyor, yalnız küçük bir sıkıntı yaratacak bir durum var, çoğu kez şairlerin adlarını hatırlamıyorum. Bu bir espri ya da ironi değildir kesinlikle. Bunu hissediyorum ve şiir kaynağına, doğasına dönüyor, anonim oluyor diye sevindiğim için söylüyorum. Her şair bir antoloji adeta. Şiir değil, şair antolojisi ama… Kitaplar Arkadaş’ın ruhuna ve şiirine yakın. “toydum, efendilerin bozkırları benimdir sandım/acemilik huyumdu, esirge bağışla hazirandım.”(F.Kök).“evi, gidemediğimiz zamanlarda tanımladık/cumartesiyi kayıp kemikle/ darağacını üçle!”(N.Yükler). – Haydar Ergülen


5. Aynadaki Çürüme – Narin Yükler

Arkadaş Zekai Özger Şiir Ödülü 2017, iki kitaba paylaştırılmış, Mayıs Yayınları’nca basılan, Fatih Kök’ün “Ölümler ve Mandalina Kabuğu” ile Narin Yükler’in “Aynadaki Çürüme”si. İki kitaba da sevindim. Yanlış anlaşılmazsa şunu söylemek istiyorum: “Gençler giderek birbirlerine benziyorlar”. Bunu, iki şair birbirine benziyor diye söylemedim, hayır. Sadece iyi, rahat söyleyişli, nice ‘yeni’lerden geçerek olmuş ‘Yeni Garip’ ya da ‘İkinci Garip’, hatta bu ikincisi daha uygun sanki, bir şiir var ve işte Garip’le İkinci Yeni’yi buluşturarak sürüyor. Şiirler benim hoşuma gidiyor, yalnız küçük bir sıkıntı yaratacak bir durum var, çoğu kez şairlerin adlarını hatırlamıyorum. Bu bir espri ya da ironi değildir kesinlikle. Bunu hissediyorum ve şiir kaynağına, doğasına dönüyor, anonim oluyor diye sevindiğim için söylüyorum. Her şair bir antoloji adeta. Şiir değil, şair antolojisi ama… Kitaplar Arkadaş’ın ruhuna ve şiirine yakın. “toydum, efendilerin bozkırları benimdir sandım/acemilik huyumdu, esirge bağışla hazirandım.”(F.Kök).“evi, gidemediğimiz zamanlarda tanımladık/cumartesiyi kayıp kemikle/ darağacını üçle!”(N.Yükler). – Haydar Ergülen


6. Ecza Kışı – Oğulcan Kütük

Kat yerlerini belli eden şiirlerden biri de Oğulcan Kütük’ün Ecza Kışı (Yasak Meyve). İlk kitap, “Yirmi yaşımı alıp evden çıktım” diyor. Eli boş dönmemiş ama eve, sevdiği şairleri de yanında getirmiş. Şairin evi açık, eli açık olanını severim ben, ama çoğu şair sevmez, evi bilmiyorum ama eli sıkı olmalıdır onlara göre. Zamanla olur derim, ilkin cömert olmalı. Oğulcan’da o açıklık ve cömertlik var. – Haydar Ergülen


7. Sesin Limanları – Emel Koşar

Emel Koşar’ın dördüncü kitabı “Sesin Limanları”(Mühür Kitaplığı). “Dört Zaman Bir Emel”de “rüzgar: evrenin içine çöküşü/su: zamanın bükülüşü/toprak: Tanrı’nın varlığını bize gizlice göstermesi” diyor ve sorar gibi yapıyor: “kimin elinde ateşten terazi?”.

Biliyor şairin elinde olduğunu. Peki şair kimin elinde? “Sesin Limanları”na uğradıkça sözünü seyrelten, pekiştiren ve yoğunlaştıran bir şair Koşar. Şiirinin mavi bir hafızası var. – Haydar Ergülen


8. Kemter Dünya – Ali Selçuk

Adana, çevreden merkeze yerleşen şairlerin ve dergilerin doğumyeri. Şiirin de bereketli toprağı. A5 şiir dizisinden Ali Selçuk’un “Kemter Dünya”sı yayımlandı. Hoş deneyler. Güneşin altında hala yazılacak şiir var dercesine güleç bir şiir yazıyor: “Ağaçların gölgesi var/insanların güneşi”. – Haydar Ergülen


9. Sen Anlama – Ersun Çıplak

Ersun Çıplak’tan “Sen Anlama”. Cuma Duymaz’la birlikte yayımladıkları “Karayazı Edebiyat”la yeni şiire teorik katkısı olanlardan Çıplak. Ve o şiire az ama değerli ürünleriyle katılanlardan. Yeni şiire uzanan köprüyü kuranlardan: “çıkmaz sokaklar haline gelmelerine alışılmalı evlerin”. – Haydar Ergülen


10. Beni Yanlış Bırakın – Cuma Duymaz

Cuma Duymaz da “Beni Yanlış Bırakın”la 12 yıl sonra ikinci kitabını yayımlıyor. Bu uzun arada alabildiğine yalın, ama her sözcüğe ayrı ayrı kıymet vererek yazdığı şiirler, bizi bazen derine, bazen gama, bazen neşeye salıyor. Elbette öncelikle düşünceye salıyor, “Nezir’in Kitabı” bölümündeki gibi:
“Terziler sökülmüş/kime gidelim” – Haydar Ergülen


11. Buna Devirebiliriz – Mikâil Söylemez

“Buna Devrilebiliriz”, Mikail Söylemez’den. Yeni dönemin beliren adlarından. Bu dönemde bir eğilim de, sanki İkinci Yeni’nin, 60lar ve 70ler şiirlerinin söyledikleri üzerinden bir tür ‘tartışma şiiri’ yazmak. Söylemez’in şiirini okurken sözkonusu dönemlere sızmış ama yepyeni bir şairi okur gibi oldum. Yapıbozumcudan hareketle şiirbozumcu diyebileceğim bir tarz: “aç bir yerinden başla./ölümlerden sonra yarın kalbimiz./yarın uzayıp. Yarın çığlanmak için/aç bir yerinden. eğrik gölgelerinle ulanıyoruz.” – Haydar Ergülen


12. Tüm Halkımız Davetlidir – Burak Demiryakan

Burak Demiryakan’ın ilk kitabı “Tüm Halkımız Davetlidir”. Yukarıda da söylemeye çalıştım. Bir defa bu şiirler toplumcu şiir-bireyci şiir gibi eski ayrılıkları ortadan kaldıran ve unutturan şiirler. Tüm halkımızı şiirde davet eden şiirler. Tam da güncel olan şiirdir, şiir günceldir diyen cesur şiirler. Bu bakımdan da ayrıca sevip izlemeye değer. “Mutsuz uyan”maya davet eden bir şiir. “bir dağın güneş alan yüzünde/mangallı babalara benziyorsun” diyen, itirazın şiiri. Bir ‘kayıt’ şiiri, ki şiir bazen tarihin işini de üstlenebilir, özellikle böyle ‘tarihi’ dönemlerde! – Haydar Ergülen


13. Kötü Kan – Donat Bayer

40 olmuş Donat! Ben tanıdığımda 14 yaşındaydı ve Lale Müldür okuyordu. İyi bir başlangıç. Çok şair okudu, tabii Ahmet Güntan’a dadandı ve başka iyi şairlere de. Bizim “Şiir Atı”nı son yakalayanlardan ve şiir yayımlayanlardan. Piyanist ve müzik hocası, yazarı. Kısa şiirlerden oluşan 2 uzun şiir, “Oda” ve “Kötü Kan” ve “Beş Şarkı”. “Oda” şiiri, oda oda derinleşiyor, içiçe odalar gibi birbirine geçiliyor. Oda’dan(odalardan) çok çıkmadan, fazla açılmadan, içine, bahçesine, şeylerin düzenine bakıyor. Bakıyor ama “herşey yerli yerinde” değil işte! “Kötü Kan”, bir sergiden izlenimler adeta. Resimden resime geçiliyor duygusu. “Beş Şarkı”, bu iyi kitabın en parlak bölümü: “Avdan dönen/2 kişiydik/(Ne sen ne ben)/…/ Sura üfler/Dağılır/Arada/Toz duman/Olurduk.” Yeni şiirler gibi yeni şarkılar da bekliyoruz Donat Bayer’den. – Haydar Ergülen


14. Eksikten, Oradan – İsmail Aslan

İsmail Aslan’ı “Sistem Çöktü Misal Çok Yalnızım”dan (Eylül 2012) hatırlıyorum, bu kitabın yeni baskısıyla birlikte yeni kitabı “Eksikten, Oradan” geldi. İki kitaba birlikte bakınca, İsmail Aslan’ın şiir adlarını ve şiirleri sanki özel olarak ayırdığını düşündüm. Bazı başlıklar da ayrı bir şiir gibi duruyor. Aslan’ın cümleleri dize gibi okutma hüneri var. Hatta çoğu kez, hepimizin sık tekrarladığı, gündelik cümleler bunlar ve nasıl oluyorsa kendilerini şiir olarak okutuyorlar. Belki İsmail Aslan’ın yapmak istediği de böyle bir şeydir: “umarım ölüyor olduğumu hissetmeden ölürüm/tişörtümü katlarken düşündüğüm bir şey/gibi belki/belki tuz ruhu, tuzun ruhu/demekten başlayan…” Belki de ilk kitabında dediği gibi İsmail’in, “şiir bu hayatta birazdır” – Haydar Ergülen


15. Size Bir Ali Getirebilirim – Muhammed Abdullah

Muhammed Abdullah’ın “Size Bir Ali Getirebilirim”(Eylül 2017) kitabı. Kültürlerarası Şiir ve Çeviri Akademisi 2017 Şiir Ödülü’nü Şeyda Üzer ile paylaştı. Bize bir Ali getiren, yeni ve büyük bir şair geliyor büyük şiiriyle. Muhammed Abdullah’ın şiiri bütün bir Ortadoğu coğrafyasını diileri, dinleri, dilleri, halkları, kültürleri, renkleri, tarihleriyle kucaklıyor, ağırlıyor, buluşturuyor, kadim olana şiirle yeni bir kavimler kapısı açıyor adeta. Yeni bir ülke kuruyor gibi Ortadoğu’nun armağanlarıyla. Hem gür hem de alabildiğine yumuşacık bir ses. Maveraünnehir’in yerine akıyor sanki: “size bir Ali getirebilirim/çünkü ben salyangozları eskimiş haliyle/bir taş güzeli olarak bir toprak gülsümü/sonra kıvrımlı bir gül tacı, belki lale belki nergis/işte ben salyangozları bir tuhaf heybede/ne de güzel beklettim./onlara hayber resmi nakşettim…” Muhammed Abdullah “modern türkiye tarihine giriş denemesi”nde ise Cemal Süreya’ya ‘nazire’ yapıyor: “II./Asyatik beyitlere yaslanmış bir ülkeyi/ yalnızca;/dik şakaklarıyla şairler yıkabilir…/IV./Sıtmayı ve esareti önler/üç defa/ sancılarla Cumhuriyet…/V./Cumhuriyetçiler borçlu,/demokratlar fukara.” – Haydar Ergülen


Kaynak: vatankitap.gazetevatan.com/

Ne Okuyorum? ekibinin kolektif paylaşımlarının hesabıdır. Arkasında sadece bir kişi yoktur. Bir fikir vardır! Hiç!