Kitaplar insanların kaderini değiştirir mi?

“1998 ilkbaharında Bluma Lennon, Soho’daki bir kitapçıdan Emily Dickinson’ın Şiirler’inin eski bir baskısını aldı ve ilk köşe başında, tam da ikinci şiiri okumaya başladığında bir arabanın altında kaldı.”

Bir kitabın ilk cümlesi kitabı tamamıyla ele verdiği gibi tüm olacakları gizleyedebilir. Ve “Kitaplar insanların kaderlerini değiştirir.” Bir kitap alırken o kitap sayesinde bir insanı tanıyabilirsiniz veya adını bile bilmediğiniz bir insanla aynı satırların altını çizebilir hatta daha sonra o insanla tanışıp bunu saatlerce konuşabilirsiniz. İnsanlığın doğuşundan beri kelimelerin ve kitapların insanlarla olan muammalı ilişkisi pek değişmedi, değişmeyecek de sanırım. Kimileri kitap – okur ilişkisiyle yetinecek kimileri ise kitap – okur ilişkisini ortadan kaldırıp kitabın ruhuna, kaderine ve değiştirdiklerine inanacak. Kitabın ruhuna, kaderine ve değiştirdiklerine mi inanıyoruz yoksa kitap insana mı inanıyor pek bilmiyorum. Belki de bir çeşit ait hissetme, ait olma arzusunun farklı boyutları bu ilişki. Fakat ne kadar ait / sahip olsak da sahip olmaya çalışmaktansa kurtulmak her zaman daha zordur kitaplardan.

“Çoğunlukla bir kitaptan kurtulmak ona sahip olmaktan daha zordur. Kitaplar sanki asla geri dönmeyeceğimiz bir anın tanıkları gibi, bir ihtiyaç ve unutkanlık anlaşmasıyla tutunurlar insana. Oysa orada kalmaya devam ettikleri sürece onları birbirlerine yamadığımızı zannederiz. Üstlerinde gün, ay, yıl yazan sayısız kitap gördüm ben; gizli bir takvimi oluşturur her biri.”

O gizli takvimde kitapla birlikte unuttuğumuz tiyatro biletleri, üstüne döktüğümüz çay damlaları, eski bir fotoğraf, bıyıklı çizilen insan figürleri, ders notları, sayısız sorular ve notlar veya hiç altını çizmeye kıyamadığımız kitaplar… İnsan kitaplara ait / sahip olmak değil belki de o ana sahip olma peşinde. Her iki durum da kitap – okur ilişkisini yıkan ve kitaplarla tabiri caizse hastalıklı bir ilişki kuran insanların anlayabileceği durumlar.

“İnşa edilen bir kütüphane” ya da “zamana açılan bir kapı”

Kitabı okurken Walter Benjamin’in “Kitaplar sadece okumak için değil aynı zamanda birlikte yaşamak içindir” cümlesi sıklıkla aklımdan geçti. Carlos Maria Dominguez’in bu novellası için söylenmiş bir cümleydi sanki. Hikâyenin anlatıcısı, kitap tutkunu Carlos Brauer’in edebiyat profesörü olan Bluma Lennon’la olan gizemli ilişkisinin ortaya çıkmasına neden olan bir Joseph Conrad kitabıyla kendi yolculuğuna çıkıyor “ama bir okur zaten var olan bir yolda ilerleyen bir yolcudur.” Kitap – okur, ideal kütüphane ve bazı durumları sorgulatıyor Kâğıt Ev. Evet, “İnşa edilen bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir; yığılmış kitaplar toplamı değildir asla” ve “Kitapları buluyor ve onların bizi başka bir yere götürmelerine olanak tanıyoruz.”

Kitaplar sadece başka bir yere götürmüyor, dokunuyor, besliyor, büyütüyor hem yıkıyor insanı hem yapıyor. Bu yüzden otobüste yanımızdakinin ne okuduğuna ilişiyor gözümüz, bu yüzden yanına gittiğimiz arkadaşımızın masaya hangi kitabını bıraktığını merak ediyoruz.

“Biz okurlar, sadece eğlence amaçlı olsa bile, arkadaşlarımızın kütüphanesini gözleriz. Bazen sahip olamadığımız ama okumak istediğimiz bir kitabı bulmak için yaparız bunu, bazense karşımızdaki hayvanın ne ile beslendiğini öğrenmek için.”

Kütüphanemizi oluşturmaya çalışıyoruz yazar isimleri, yayınevleri, belki de türlerine göre bazen tüm bunlar yetmiyor bize Carlos gibi kavgalı yazarları aynı rafa koymamayı karar veriyoruz. Mesela iki arkadaş Vargas Llosa ve Garcia Marquez gibi veya zamanında birçok kez mektuplaşmış yazarların kitaplarını ayrı raflara değil yan yana koyuyoruz yine ortak bir dünya oluştursunlar diye. İtiraf edeyim ben de bir ara Ahmed Arif’in ve Leyla Erbil’in kitaplarını, Ferit Edgü ve Tezer Özlü’nün kitaplarını yan yana koyuyordum ayrı bir zamanda olsunlar diye.

“İnsanlar kitapların kaderini de değiştirir”. İki sene önce bugün Ne Okuyorum’a katılmayı düşünmek yerine başka bir şeylerle ilgileniyor olabilirdim. Şimdi yine bir yazı hazırlıyorum. Kitaplara ve yazarlara daha çok dokunduğumuzu bir nebze de olsa kaderlerini değiştirdiğimizi düşünüyorum. Belki çok büyük “Kağıt Ev”lerimiz olmayacak ama dünyanın gerçekliğini pek hissetmediğimiz zamanlar ve zamana bıraktığımız altı çizili cümlelerimiz hiç eskimeyecek.

  • Kağıt Ev – Carlos Maria Dominguez
  • Jaguar Kitap
  • Çeviri: Seda Ersavcı
  • Resimleyen: Peter Sis

Ve dünya alışkanlıktan değil,sevgiyle mutluluktan dönsün diyoruz Hasret abi ile.