Kitaplar, kedi bir de ben

Başkalarıyla görüşmezken o kadar kötü değildi hayat. Bir kıyasa gerek olmuyordu o zaman,kim kazandı, kim kaybetti, fark etmiyordu.

Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz son dönem öykücüleri arasına kendine önemli bir yer edinen Melisa Kesmez’in ilk öykü kitabı. Kitap 25 kısa öyküden oluşuyor. Anneannesine ithaf ettiği kitabın ana öznesi kadın. Boşanmış, boşanmak üzere olan, yalnız yaşayan, yalnız yaşamayı tercih eden hatta yalnızlık için gemileri yakıp sırt çantasını alarak kaçan veya kendine eve hapseden kadınlar. Her şeye rağmen kendi ayakları üzerinde bir şekilde durmayı öğrenmiş kadınlar. Kadın öznesi üzerinden aile kurumunu, şehrin keşmekeş ve bunaltıcı hayatını, iş yerlerinin kasvetli ve insanı erken yaşta çökerten havasını  ve en çok da birlikte olunan/evlenilen erkeklerin kısa bir  süre sonra kabuk değiştirerek tanınmaz hale gelmelerini, kendi deyimiyle “Şiirsiz” olmalarını eleştirmiş.

Herkes Herkesle Dostmuş Gibi kitabında bir şehirde yaşayan sıradan hayatların ufak bir fragmanını bize sunan Bıçakçı’yı okuduktan sonra yaşadığınız şehrin sokaklarında dolaşırken etrafınızdaki insanların ve sizin de romanın bir kahramanı olduğunuz hissine kapılıyorsunuz. Melisa Kesmez’de de durum benzer. Öyküleri okudukça yanınızdan,  yörenizden gelen geçen kişileri öykünün kahramanlarıyla özdeşleştirmeye başlıyorsunuz ister istemez. Sözgelimi hafif tombul ve ayağında topuklu ayakkabı ve biraz da makyaj yapmış gördüğünüzde “Süslü anne” geliyor aklınıza. En ufak bir sorununuza sığınacak limanınız varsa o kişi “Hala” oluyor gözünüzde. Öyküler arasına ilerledikçe hayatınızı bir sinema filmine çektikleri ve o filmden kısa sahneler seyrettirdikleri aklınızın bir köşesine gelip kuruluyor. Annesi babası boşanmış küçük kız kardeşlerin zihnindeki kahraman baba figürünün , sıradan bir adam figürüne dönüşmesine, işinizden bunaldığınız vakit istifa edip uzak bir yerlere gitme hayalinin gerçek oluşuna tanık oluyorsunuz. Çok sevdiğiniz arkadaşlarınız neden bir süre sonra görmek istemediğiniz veya gördüğünüzde içinizde neden bir boşluk hissinin oluştuğunu buluyorsunuz;

“….. Ama görmek istemiyordum onlar şu sıra. Aslında kimseyi. Neden diye düşünürken şunu bulup çıkarmıştım aklımın iğne atsan düşmez kalabalığından: Mutlulukları ok geliyordu bana. Kendime itiraf edemiyordum  kolay kolay ama kesin buydu sebeb. Hayatlarında iyi giden her şey, benim hayatımda kötü şeylerin altını çiziyordu. Gözüme sokuyordu aksaklıklarımı, arızalarımı. “Bak, böyle olabilirdin sen de” diye başarısızlığımı vuruyordu yüzüme. 

Başkalarıyla görüşmezken o kadar kötü değildi hayat. Bir kıyasa gerek olmuyordu o zaman,kim kazandı, kim kaybetti, fark etmiyordu. Bir alternatifi yoktu çünkü hayatımızın. Daha iyisi yoktu. Neyse oydu hayatım. Neyse oyduk.”

Modern dünyamızda “aile” kurumunun temellerinin iyice çürüdüğünü  – “İçimden ‘aile’ diye geçireceğim, ‘mühim falan değil. sosyologlar yanılıyor. Mühim olan annedir, o kadar” – bireyin kendini yalnızlığa ittiği/itildiği, mutlu görünen ve mutlu görünmek zorunda kalan insanların yarattıkları sahte evrende her şey gerçekmiş gibi hayatın düzenine nasıl ayak uydurduklarını ince ince ve yalın bir dille ve sık sık müzikten güç alarak aktarıyor bize yazar. Toplumun hassas ve bir o kadar katı olduğu konulara –lezbiyen ve travesti- değiniyor öykülerinde. Toplumun bir parçası olduklarını gerçeğini, aşklarını, neşelerini, kırılganlıklarını kimi yerde naif kimi yerde sert bir dille kazıyor zihnimize.

Genel çerçevede kentli, orta sınıf ve özellikle çalışkan akınların hayatlarını aktarmada çok başarılı yazar. Ama bunun yanında yazarın kahraman evreninde çizilen portreler, yüklenilen karakteristik özellikler ve alışkanlıkları öykülerinde tekrara düşmesine sebeb olmuyor da değil. Kahramanın bir çok öyküde orta yaş buhranına tutulmuş, herhangi bir işte – çevirmenlik, editör, yazar- dikiş tutturamamış, toplumla bütüncül yaşamaktansa yalnız yaşamayı yeğleyen, kitap-kedi ve kendi konseptinde yaşayan, boşanmış veya boşanmak üzere olan, evliliğin üzerinden bir süre geçtikten sonra artık eskisi gibi sevemeyen, yeni heyecanlar arayan ve kendi ayakları üzerinde duran kentli kadınların olması tekrara düşmesinde en büyük etken.

Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz, bir ilk kitap olma toyluğunu hissettirmiyor okuyucuya. Betimlemeler ve kendine has üslubu yer yer sizi gülümsetip yer yer de durup şöyle uzun ve derinden bir soluk almanızı sağlayacak.

  • Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz – Melisa Kesmez
  • Sel yayıncılık – Öykü
  • 138 sayfa

Batman. Öğretmen