“Masumiyet Müzesi”nden hüzün ve pişmanlık dolu 20 alıntı

Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk‘un hüzünlü, tutkulu ve büyüleyici bir aşk öyküsünü anlattığı, çıktığı zamandan bugünü çok okunan romanlarından birisi. Kitabı yazmaya karar verdiğinde aklındaki kitabın müzesini açma düşüncesini de hayata geçiren Pamuk, tüm dünyada emsali pek bulunmayan bir işin altına imza atmış da oldu. Halihazırda Masumiyet Müzesi’ni gezebiliyor, kitabın dünyasını görsel olarak da görebiliyorsunuz.

Sizlere, Orhan Pamuk’un bu destansı aşk romanından seçtiğimiz hüzün ve pişmanlık dolu 20 alıntıyı sunuyoruz.

İyi okumalar.



“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.”

 


“Çok mutluydum o günlerde ama fark etmek istemiyordum. Şimdi yıllar sonra, fark etmemenin belki de mutluluğu korumanın en iyi yolu olduğunu düşünüyorum.”

 


“Mutluluk benim için artık doğuştan Allah’ın bana bağışladığı ve bir hak gibi, mesele etmeden benimsediğim bir şey olmaktan çıkmış; talihli, akıllı ve dikkatli insanların çalışarak elde edip koruyabildikleri bir nimete dönüşmüştü.”

 


“Dünya zaten umurumda değildi, çünkü her şey zaten fazlasıyla lüzumsuz ve kabaydı.”

 


“Bana yalan söylediğinden eminim,” dedi Füsun. “Bana olan saygın çabuk tükendi.”
“Bana yalan söylemeni isterdim aslında… Çünkü insan ancak kaybetmekten çok korktuğu bir şey için yalan söyler.”

 


“Bazan ona ‘Seni seviyorum!’ demek için dayanılmaz bir istek duyar, ama yalnızca çakmağımla sigarasını yakabilirdim.”

 


“Biraz diken olmazsa, aşk gülünün kokusunu alamazsın.”

 


“Güzelliğinden ya da kendimi çok yakın hissettiğim hareketlerinden ve teninden sızan bir ışık, bana dünyanın gitmem gereken merkezinin onun yanı olduğunu hatırlatıyordu”

 


“Annem yaptırdıkları apartmana ‘Hürriyet’, ‘İnayet’, ‘Fazilet’ gibi adlar verenlerin, aslında bütün hayatlarını bu değerleri çiğneyerek geçirmiş kişiler arasından çıktığını söylerdi.”

 


“Hazreti İbrahim, koyunun oğlunun yerini alacağını başta tabi bilmiyor,” dedim. “Ama Allah’a o kadar inanıyor ve onu o kadar çok seviyor ki, sonunda kendisine Allah’tan hiçbir kötülük gelmeyeceğini hissediyor… Birisini çok çok seversek, onun için en kıymetli şeyimizi verirsek, ondan bize bir kötülük gelmeyeceğini biliriz. Kurban budur.”

 


“Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu, amacının da mutlu olmak olduğunu bilir,” dedi babam üç güzel kızı seyrederken. “Ama yalnızca aptallar mutlu olur. Nasıl izah edeceğiz bunu?”

 


“Sigaranın o kadar sevilmesi, nikotinin gücünden değil; bu boş ve anlamsız alemde insana anlamlı bir şey yaptığı duygusunu kolaylıkla vermesindendir.”

 


“Onlar yoksulluğun , para kazanmakla unutulacak bir suç olduğunu sanacak kadar masum insanlardı.”

 


“Onun için aşk, bir insanın uğruna bütün hayatını verebileceği, her şeyi göze alabileceği bir şeydi, evet. Ama hayatta da bir kere olurdu ancak.”

 


“Bugün onu kaybettiğim için olduğu kadar, ona hak ettiği kadar iyi davranamadığım için de, bak yıllar sonra hâlâ acı çekiyorum. Oğlum, bir kadına, zamanında, iş işten geçmeden iyi davranmayı bilmek lazım.”

 


“Hırsız gibi bir köşede gizli gizli acı çekmek de başka bir acıydı.”

 


“Ben de bir kadını saçlarını, mendillerini, tokalarını, bütün eşyalarını saklayacak, onlarla yıllarca teselli arayacak kadar çok sevdim…”

 


“Pişmanlık acısı, daha içe dönük ve kısa bir acıydı ve bacaklarımın arka kısmına ve ciğerlerime vurur, tuhaf bir şekilde gücümü tüketirdi.”

 


“Füsun’un dört bin iki yüz on üç adet sigara izmaritini saklayıp biriktirdim. Bir ucu Füsun’un gül dudaklarına değen, ağzının içine giren, kimi zaman filtresine dokunarak anladığım gibi diline değen, ıslanan ve çoğu zaman da dudaklarına sürdüğü ruj ile hoş bir kırmızıya boyanan bu izmaritlerin her biri; derin acıların, mutlu anların hatıralarını taşıyan çok özel, mahrem eşyalardır..”


“Sonu mutlu biten bütün aşk hikâyeleri, birkaç cümleden fazlasını hak etmez zaten!”

Stajyer Avukat