Panik atak ve anksiyete: Zeynep Selvili Çarmıklı’dan Pembe Fili Düşünme

Uzun zamandır gündemde olan bir kitap, sosyal medyadan kitapçı raflarına kadar nereye baksak onu görüyoruz. Aslında popüler kitapları okumam, popüler kültürde ne varsa sahte ve şişirilmiş gelir, kişisel gelişime asla inanmam; bunun insanları aldatma aracı olduğunu düşünürüm. Psikoloji kitapları da hep sıkıcı gelmiştir; terimler arasında kaybolurum ama yine de merakıma yenik düşüp okudum. İyi ki de okumuşum.

Öncelikle yazarın anlatımı çok tatlı, kitapta okur iki kahve söyleyip uzun zamandır göremediğiniz bi’ dostunuzla hasret giderir gibi samimi bir anlatımı var. Kitabın başlangıcında yazar kendi panik atak serüveninden bahsediyor, bir anksiyete ve panik atak hastası olarak yazılan telkinleri bir doktordan değil de aynı sorunları yaşayan birinden dinlemek hep daha iyi hissettirmiştir; zira psikolojide böyle bir şey var: Aynı şeyi yaşamadan kimsenin sizi anlayacağına inanmıyorsunuz. Bunu yaşayıp anlatan bir de psikolog olunca güveniniz ikiye katlanıyor. Zeynep Selvili Çarmıklı bu konuda çok başarılı, sizi anladığını çok iyi hissettiriyor ve bu sayede yazdığı duyguların size geçmesi kolaylaşıyor. Yaşadığınız sıkıntıların size ait olmadığını, bu ve birçok benzer sıkıntılarla aslında tüm insanların uğraştığını vurguluyor. Kitapta bol bol alıntılara yer verilmiş, edebi ve bilimsel alıntılardan yola çıkarak yazarın yaşadıkları çerçevesinde kendi hayatınızı sorguluyorsunuz.

Kaçtığınız, yok saydığınız, basite aldığınız duygularınızın sizi ne denli yıprattığını, aslında bunu yaparak en büyük zararı yine kendinize sizin verdiğinizi, her duygumuzu korkmadan kaçmadan yaşamamız gerektiğini öğreniyorsunuz. Kendi içimizde bizi yargılayan insanın kendimiz olduğunu, bize bizden daha acımasız davranan kimsenin olmadığını görüyorsunuz. Ve kitabın sonuna doğru nihayet anlıyorsunuz; siz bir kalıba girmek zorunda değilsiniz, siz herhangi bir kalıbın içinde değer kazanmıyorsunuz, siz sizsiniz ve bu her şey için yeterli bir tanım. Mutlu olmak zorunda değilsiniz, mutsuz olmak her zaman kötü değildir, başarılı insan mutlu olur zengin insan mutludur gibi tabuları dinlemeye ihtiyacınız yok. Her insanın içinde birden çok benlik vardır her insanı her anı aynı olmak zorunda değildir, hayat her zaman kolay olmak zorunda değildir ve hayat zor olduğunda bundan bile keyif alarak yaşayabilirisiniz. Bu kitap bana çok fazla şey kattı, önyargılarımı kırdı, hatta anksiyetemi dizginledi. Özellikle benim gibi bu tip psikolojik sorunlar yaşayanlar varsa mutlaka bu kitaba ve kendine bir şans vermesini öneriyorum ve size kitaptan altını çizdiğim birkaç alıntıyı sunuyorum.

🌸Duygu ve düşüncelerimizi oldukları gibi deneyimlemeye gönüllü olmadığımız zaman, onların şu ankinden farklı olmaları için çabalarız. Böyle bir mücadelenin içine girmek bizi körleştirir, şu andan uzaklaştırır. Savaşmayı bırakmak demek duygularımızı ve düşüncelerimizi deneyimlemeye gönüllü olmamız, şimdiki anı olduğu gibi kabul etmemiz demektir.Savaşmayı bırakmak demek,”Senin için önemli olan o şeyi yaparken sana rahatsızlık veren duygu ve düşüncelerine yer açabilir misin?” sorusuna  “Açabilirim.” diye yanıt vermektir.

🌸Bu durumu belki de en iyi, Sezen Aksu bir şarkısında ” Bir bedende kaç kişiyiz?” Diyerek anlatmıştır. Her birimiz oldukça kalabalığız. Yer, zaman, duygu ve koşullara göre çok farklı sıfatlar giyebilir, çok farklı davranışlar sergileyebiliriz. Hiçbirimizin tüm gerçekliğini kapsayan tek bir kelimeden bahsedemeyiz. Ne aptal, ne başarısız ne iyi bir arkadaş ne de sabırlı, utangaç, özgüvensiz. Tek bir şey degiliz, çünkü biz çok fazla şeyiz. Bir bedende kimbilir kaç kişiyiz. O yüzden hiçbir kimliği hiçbir etiketi “ben” yapacak kadar sahiplenmemek lazım.

🌸Duygularınıza dair sahip olacabileceğimiz tek kesin bilgi değişken olduklarıdır, bir duygu gelip giderken bir diğeri onun yerini alır. Ancak duygularımız akıp giderken siz değişmiyorsunuz. Tüm duygularınıza rağmen siz, siz olarak kaldınız. Duygularınız hiçbir zaman sizi tanımlamadı. Onlar olduğunuz kişinin  tanımı değil.

🌸Gökyüzü bazen günlük güneşlik, bazen bulutlarla kaplıdır. Gökyüzü bulutlara rağmen ordadır. Hava ne kadar hiddetli olursa olsun, yağmur ne kadar şiddetli yağarsa yağsın, deyimin aksine gök asla delinmez.

🌸İnsan hariç başka hiçbir canlı acı çektiğinde kendine kızmaz, korktuğu için kendini aşağılamaz, bir şey yolunda gitmediğinde kendini suçlamaz.

🌸Hayatta kalmak için en fazla bakıma muhtaç olan memeli yavrusu da insan. Ve biz insanların, hakkını vererek hayatta kalmak için sütten daha fazlasına ihtiyacımız var. Temasa , bağ kurmaya, sıcaklığa ihtiyacımız var. Biz insanlar için bunlar da oldukça hayati.

Stajyer Avukat