Roman Türünün Tarihine Küçük Bir Bakış – Sezgi Yurdalan

“Novel” kelimesinin sözlük anlamı “yeni bir şey” demektir. Ancak Fransızca ve Türkçe gibi bazı dillere “roman” olarak çevrilmiştir. Bu sözcük seçimi romanın romans türüne olan bağlantısını ifade eder. Roman; net tanım ve açıklamaları reddeden bir doğaya sahip olan bir tür olsa da, aradaki fark Clara Reeves’in dediği gibi şöyle açıklanabilir: “Romans türü efsanevi kişileri ve olayları konu alan bir kahramanlık destanıdır. Öte yandan roman; gerçek hayatın ve yazıldığı dönemin bir resmidir.”

Roman ve romans türlerinin köken bakımından inkar edilemez bir bağlantıları olsa da; dünya görüşleri,karakter yapıları ve yazıldıkları dönemlerin sosyal gerçekliğine yakınlıkları bakımından birbirlerinden ayrılırlar. Çoğu edebiyat insanı romanı realizm geleneğiyle fazlasıyla bağdaştırıp, ‘’gerçek hayatın portresi’’ olduğunu savunmuştur. (bkz. Ian Watt) Ancak Sigmund Freud’un ‘’gerçekliğin öznelliği’’ teorisi, Gotik edebiyat ve doğaüstü temaları olan romanları göz önüne alırsak; romandaki realizm bir içerik (neyin anlatıldığı) meselesinden çok ton (nasıl anlatıldığı) meselesi olarak düşünülmelidir.

Sir Gawain ve Yeşil Şövalye öyküsü ilk bakışta Orta Çağ romansı türüne mükemmel uyum sağlar. Romans türünün belli başlı karakteristik özellikleri ise şunlardır:

  • Savaşçı halkın yüceltilmesi
  • Geçit törenleri detaylarına büyük önem verilmesi
  • “Saray aşkı”nın şövalyelik konseptine vurgu
  • Hikâyenin geçtiği yer olarak genellikle büyük bir krallık ve feodal asil halkın seçilmesi

Sir Gawain ve Yeşil Şövalye hikâyesi Camelot krallığında, Kral Arthur’un gösterişli bir Yeni Yıl Ziyafeti sırasında başlar. Ama tarihin ilk modern romanı Don Kişot’a bakacak olursak kitabın ilk cümlesi ‘’La Mancha’nın adını bile hatırlamadığım bir köyünde’’ şeklinde başlar. Hikaye ‘’La Mancha’’ adında sıradan bir kasabanın sıradan bir köyünde başlar ve dahası ‘’mancha’’ kelimesi İspanyolcada ‘’leke’’ anlamına gelir. Yani Sir Gawain’in ihtişamlı krallığına karşılık roman, adı ‘’Leke’’ olan sıradan bir kasabayı yer edinir.

Romans türünün bütün özellikleri Sir Gawain ve Yeşil Şövalye’de mevcuttur; lakin detaylı bir inceleme şövalyelik değerleri ve tipik romans geleneklerine karşı bir sorgulamaya işaret eder. Hikâyenin yazıldığı dönem olan 14. yüzyılda romans geleneği hali hazırda ölmeye yüz tutan bir yazın türü idi. Bu yüzden şair romans türünü kesin ve açık bir biçimde taşlıyor olmasa bile, romans türü sınırları içinde oynayarak dönemin şövalyelik ve sosyal kurumlarının geleneklerine karşı bir şüphe dile getirdiği söylenebilir. 36. Ve 40. Dizeler arasındaki anlatım örneğin, romans türünün genel ihtişamlı ve süslü dilinin tersine, o kadar sade ve basit bir anlatım kullanılarak yazılmış ki, bazı eleştirmenlerin şairin Camelot veya Arthur’un ihtişamına gerçekten inanmadığını öne sürmesine yol açmıştır:

“Bir Noel gecesi, yanında Yuvarlak Masa

Şövalyeleriyle Camelot’taydı Arthur. Şölende

Her tür nevale vardı, herkes pür neşe.”

Bu satirik yönü bakımından Sir Gawain ve Yeşil Şövalye kimi eleştirmenler tarafından da roman türünün öncülerinden biri olarak görülmüştür. Sir Gawain ve Yeşil Şövalye, döneminin sosyal gerçekliğinden tamamıyla kopuk olmasa bile, Lazarillo de Tormes gibi örnekler sosyal gerçekliğe kat be kat daha yakındır.

Lazarillo de Tormes örneği, romans türünün tam zıttı sayılabilecek özelliklere sahiptir. Alt tabakadan bir baş kahraman ‘’pikaresk roman’’ türünün en belirleyici özelliğidir ve bir çok kritik bu kitabın pikaresk roman türünün ilk örneği olduğunu savunmuştur. Hikayenin baş kahramanı Lazaro aynı zamanda edebiyat dünyasındaki ilk ‘’anti-hero’’ örneği olarak da anılır. Anti-hero geleneksel kahramansı özelliklerden yoksun bir baş kahramandır. Modern zaman örnekleri olarak Profesör Snape (Harry Potter), Deadpool veya Tyler Durden (Dövüş Kulübü) verilebilir.

Lazarillo de Tormes romans ve roman türlerinin tam ortasında durarak, modern roman türünün en önemli öncülerinden biri olarak kabul edilir. La Celestina ve Don Kişot en büyük takipçileridir. (Hatta Cervantes Don Kişot’un 22. Bölümü Gines de Pasamonte hikayesinde Lazarillo de Tormes’den bahseder.) Lazarillo de Tormes gerçekçi roman türünün bütün özelliklerine sahiptir. Yazar hikayesini dürüstçe anlatacağını iddia eder ve döneminin sosyal ve dini kurumlarının iki yüzlülüğü, fakirlik, suç ve şiddetle birlikte merhametli ve vicdani yanına da odaklanır. Hikaye geliştikçe değişen ve olgunlaşan bir baş kahramanı vardır ve her yaş ve efendiyi temsil eden bölümlerden oluşan epizodik bir biçimde yazılmıştır.

  • Sir Gawain ve Yeşil Sövalye
  • Yapı Kredi Bankası Kültür Yayanıları
  • 96 sayfa
  • Çeviri: Nazmi Ağıl

Amerikan Kültürü ve Edebiyatı