Şiir dâhisinden izler: Planlı Yapılmadık

Murat Çelik, (1989) Düzce doğumlu. Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu. Habis, Sompla Ka, Evde Yoktum gibi yayınları hazırladı. Öykülem dergisini arkadaşlarıyla birlikte çıkarmaya devam ediyor. İhtimal Cüce, Taşra Bitki Örtüsü ve Parseller’den sonra, Mayıs 2017’de Planlı Yapılmadık isimli şiir kitabı Dünyadan Çıkış Yayınları tarafından yayımlandı.

Planlı Yapılmadık, Şeyh Galip’ten “Bir başka lisan tekellüm ettim.” sözüyle başlıyor. Murat Çelik şiirlerinde kelimenin parçalanması, anlamın dağılması sonrasında anlamsız gibi görüleni kurcalayınca şiir dehasından izler buluyoruz. Planlı Yapılmadık’ta da bu iz var. Yine Puşkin’i anmalı: Edebiyat olgunlaşınca insanlar yeknesak sanat eserlerinden, kalıplaşmış seçkin dilden bıkarak yüzlerini halkın taze hayallerine ve eskiden iğrenç sayılan tuhaf diline çevirirler.” İşte Murat Çelik’in şiirlerinde bu olgunlaşma var. Duyguların art arda sıralanmasıyla hazreti yalnızlığa eğilen şiirler dolaşıyor şimdilerde çoğu mecrada. (Bkz. Issız İnsan Sendromu…)

Şiir değil, duygu belirteci okur olduk, maalesef…  Şiirin yapısından, özelliklerinden, kuramından bihaberken kendisini şair olarak tanımlayanların çoğaldığı günümüzde Murat Çelik’in yazdıkları nitelikli şiire ışık tutuyor. Onun yazdıklarında felsefe var; kuru kuruya duygu kusması / içerlemesi / sömürmesi değil… Okunmayı ve anlaşılmayı hak ediyor.

“ölümü ipe dolayıp denize attım. sen ölüm,

bir kere gelecek oldun.

sen ölüm.

benim zaten,

bazı yaşlarımda öldüğümü unuttun.

‘dağın suyu bitmedi

öldü kara madenci

oğlu yüzme mi bilir

öldü kara madenci’ “ (Planlı Yapılmadık, sayfa:72)

Doğrusu, kutsanmış lirizmden bıktık. Kendi dilini yaratma zahmetine katlanmadan çabası his aktarımı olan taklit şiirlerden de… Yıldız tozu imgesinin şiirden şiire şairden şaire konuk olmasından da… Politik olacağım derken şiiri ideolojiye kurban verenlerden de… Aşk(l)a şiiri heba edenlerden de… (Bkz. Tavlama biçimi olarak şiir…)

Murat Çelik’in şiirlerinde bunlardan yok. Bunlardan yok olmakla kıymetli kalemi… Attila İlhan-mış gibi kalemlerle dolu dergiler, sayfalar… Kendi ruhunun dilini bulamamış, geçmiş zaman imgeleriyle günümüzün teknolojisine dahi değmeden eskiden-miş gibi tekrarlar-dan bunaldık.

“sana telefon açmak isterdim

ellerin nerden gelirse

uykumda bile deryalar

uykumda bile

ben deniz görmeyen adamım

insanın benzediği o taşı aldım” (Planlı Yapılmadık, sayfa:19)

Kendi dilini yaratmak / bir başkasının tekrarı-devamı olmamak önemli… Planlı Yapılmadık’ın “Konuşma Çabası” bölümüyse Faruk Gadamer isimli alıntıyla başlıyor:

“ben, bazen. pantolonum bile. olmak istemem.”

Kendiyle sistemle devletle kavgalı şiirler toplamı Planlı Yapılmadık… Biraz zorlasam şiirin bir matematiği olduğunu düşünmeye başlayacağım. Ne demişti Ahmet Oktay, hatırlayalım mı:

“ödeşmiyorum seninle

sevgili yaşam

uzlaşmıyorum da”

Planlı Yapılmadık, boğaza yumru bırakan bir soruyla sonlanıyor. Gerçi bazı okuduklarımız bitse de etkisi uzuuun süre devam eder, çakılı kalır belleğimizde… Zihnimizi kurcalar durur, yankısı kesilmez bazı seslerin, süreğen bir soru, yüz yıl sonraya kaldığında bile cevabını bulamayacak öylece havaya asılı kalacak bir soru çınlaması, yankısını arar.

“incitmesiz. evlik her şey, eve uygun. durumsuz. yanımda ama yüzü karşım. bir renksiz büyüme. salon bitkisi. Henüz zerdali icat olmadı. henüz kalbe sığınak. bir ad yazıp bıraktım. senden bile bahsetmedim. bile. sonra bağdaş oturdum. ortası halımın. o kadar.

YENİ SORU ŞU : EVDE ÖLÜM MÜ VAR?” (Planlı Yapılmadık, Sayfa:78)

*Murat Çelik şiiriyle henüz tanışmamışsanız “Ben Hayatımı Kaybederek Kazanıyorum” isimli dosyasını şu linkten okuyabilirsiniz: Ben Hayatımı Kaybederek Kazanıyorum

Murat Çelik – Planlı Yapılmadık

Dünyadan Çıkış Yayınları – Şiir

78 Sayfa

 

Işığı fark etmeme vesile şu karanlığa, renklerin solgunluğundaki yaşanmışlığa, eşyaların eskimesindeki hikâyeye, kelimelere minnettarım.