Sisin Ardı, Şato – Franz Kafka

Bir kitabı anlatırken yazar hakkında bir girizgâh yaparak başlamak adettendir. Kafka hakkında nasıl bir giriş yapılır peki? Bilinenleri

tekrar etmdas schlossek gereksiz, bilmeyenler için bu yazı doğru yazı değil. Zaten Kafka da muhtemelen girizgâhları sevmiyordur. Değil mi ki o “Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.” diye başlıyor kitabına. Yok yok öyle olacak, sevmez Kafka girizgâhı. Hem ben de sevmem öyle tasvirli başlangıçları. Hayat bir şeye hazırlamaz sevgili okur, olması gereken sırf olacağı için olur ve K. gecenin geç bir vakti aniden köye vardığında olması gereken olmaya başlamıştır.

“Öngörülebilen ancak engellenemeyen şey sonunda olmuştu işte.”

Şato’ya bürokrasinin romanıdır demiş kıymetli insanlar. Katılmıyorum. Bu çok hafif bir tabir Şato için. Şato, belirsizliğin romanıdır. Şato’ya nasıl gidileceği belirsizdir, yöneticilerin neye benzediği belirsizdir, K.’nın adı belirsizdir, doğrular-yanlışlar, iyi insanlar-kötü insanlar hepsi belirsizdir. Bu kadar belirsiz bir romana çıkıp kuralları belirli, ast-üst ilişkileri oturmuş, görev tanımları açık bir ifadenin romanıdır demek haksızlık olmalı. Baş karakterimiz K.’nın kesin olarak bildiğimiz tek yönü bir kadastrocu olmasıdır. Ama bir dakika.

“Sen ne iş yaparsın Tanrı aşkına?” –“Kadastrocuyum.” –“O da ne?” K. anlattı, ama açıklaması kadını esnetti. “Doğruyu söylemiyorsun. Neden doğruyu söylemiyorsun?” –“Sen de söylemiyorsun.”

Kadastrocu Bey K., bir görev için köye geldiğinde okumuş, mesleği olan, saygın bir adamdır. Evet, bir üst sınıf değildir ama köylüler ondan çekinmekte ve saygılı davranmaktadır. Fakat asıl görevi olan kadastroculuğa bir türlü başlayamaz ve bunun için de köylülerin garip davranışları ve tuhaf yargıları arasında hedefine ulaşmaya çalışır: Şato’dan birileriyle görüşebilmek.

“Bazen kurallara ve geleneklere karşı çıkarak bir yere varılabileceğini yadsımıyorum, benim başıma böyle bir şey gelmedi; ancak duyduğum kadarıyla bunun örnekleri varmış, olabilir, öyleyse bile, o zaman işler sizin yaptığınız gibi, hep hayır, hayır diyerek, yalnızca bildiğini okuyarak ve iyi niyetle verilmiş öğütleri duymazdan gelerek yürümez kesinlikle.”

Romanın ilk sayfalarında aklı başında, amacına ulaşmak için kararlı adımlar atan K., kitabın geçtiği sadece birkaç gün içinde an be an garipleşmeye, kendinden emin olduğu düşünceleri ve değerleri yitirmeye başlar. Saygın bir kişi olarak köye gelen K,. adeta hor görülen biri hâline gelir zamanla. Kitapta birkaç kez verilen monoloğa benzeyen uzun diyaloglarda hemen her karakter K.’ya olayları yanlış değerlendirdiğini söyler ve onun bir yabancı olduğunu hatırlatır. Bir yerden sonra kimin doğru kimin yanlış değerlendirdiği zaten karmaşık bir hâle gelir.

Kafka’nın âşık olunası yanı Milena Jesenska’ya yazdığı mektuplar değil derin psikolojik tahlilleridir bana kalırsa. Kafka’nın imzası sayılabilecek olan, romanlarına konu ettiği karakterlerinin derinliği Şato’da da önemli ve güzel bir yer işgal ediyor. Ana karakter K., Şato tarafından verilen ve kolayca kabul ettiği iki yardımcısı, bir hanın barında çalışmakta iken tanışıp nişanlandığı Frieda, hancının karısı, muhtar, Barnabas ailesi. Okuru her karakterin hücrelerine kadar indiren Kafka, okurun oradan geri çıkması için gereken yolu göstermiyor ve kimin yardım eliyle çıkacağını da okura bırakıyor.

“Amalia gülümsedi ve bu gülümseme hüzünlü olsa da, kederle gerilen yüzü aydınlattı, suskunluğu çözdü, yabancılığı aşina kıldı; bu gülümseme bir sırrın açığa vurulmasıydı, artık bütünüyle olmasa da kısmen geri alınabilecek, o zamana kadar özenle korunmuş bir tasarrufun açığa vurulmasıydı.”

“Kim doğru?”, “Kim haklı?”, “Kim gerçek?” soruları peşinizi bırakmıyor sayfalar boyu. Birinin gerçeklere göre doğru olması onun haklı olduğu anlamına da gelir mi?

Soruyor Kafka, zorluyor. Kafasının içindeki karmaşayı ve ait olmama hissini kitaba aksettiriyor. Mücadele ediyor, yeniliyor, mücadeleyi bırakmıyor, kazanacağına dair oynanan bahisler düşüyor ve:

Şato, tamamlanmamış bir kitaptır. Hikâyeyi bilirsiniz, Kafka ölmeden yazdıklarını arkadaşı Max Brod’a verir ve tümünü yakmasını söyler. Max Brod bugün bile devam eden ve muhtemelen hiç bitmeyecek bir tartışmayı başlattığını belki bilmeden ya da belki bunu göze alarak Kafka’nın notlarını yayımlatır. Şato o notlardaki kitaplardan biri. Ve tamamlanmamış. Kimin doğru, kimin gerçek ve kimin haklı olduğunu çözme çabamda kitabın sonunu çok merak ediyordum. Ve Şato öyle bitiyor ki, bir kitabın tamamlanmamış olması bir kitaba ancak bu kadar yakışırdı.


Şato (Das Schloss)

Franz Kafka

Çev: Regaip Minareci

İş Bankası Kültür Yayınları – 3. Basım Ocak 2016

Yazıda kullanılan görseller “www.iskultur.com.tr” “http://www.goodreads.com/book/show/333538.The_Castle” adreslerinden alınmıştır.

Artvin'de, erken doksanlı yıllardan birinin eylül çocuğu. Kendine ayıramadığı sıkıcı zamanlarda mühendis. Okur, dinler, düşünür, düşündüklerinin içinden çıkamaz.