Steinbeck’ten hüzünlü bir hikâye: İnci

John Steinback’in novelası İnci, ilk kez 1947 yılında basılmış, 100 sayfalık hüzünlü, buruk bir hikâye.

1902 yılında Kaliforniya’da doğan John Steinbeck, İnci’de Meksikalı inci avcısı Kino’nun, karısı Juana’nın ve bebekleri Coyotito’nun hikâyesini anlatır. Kino’nun ailesinin olağan hayatları Coyotito’yu akrep sokunca değişir. Bir beyaz olan doktor fakir olan ailenin bebeğiyle ilgilenmez. Bunun üzerine Kino dünyanın en büyük incisini çıkarır denizden. Küçük kasabaları anında çalkalanır. Kino artık zengin bir adam olacaktır. Kino’nun kurduğu hayaller de değişir. Ancak inci onlara hayal ettiklerini getirmez.

John Steinbeck’in anlattığı çok basit bir hikâyedir aslında. İnsan aç gözlüdür, hakkı olmayanı almak ister, bazen insan yaşamı bile maddiyat karşısında değersizdir. Bu, insan var olduğundan beri değişmeyen bir meseledir. Herkesin gözü Kino’nun incisindedir. Kandırarak, iyilikle, zorla ya da mecbur bırakarak onu ondan almak isterler. Kino ise neye mal olursa olsun incisini vermek istemez. O incide çocuğunun parlak geleceği yatmaktadır.

İnci’nin kısacık hikâyesinde hem ezilmiş insanların çaresizliğini hem de küçük bir kasabanın olaylara verdiği refleksif tepkileri okuruz. Aynı sıkıntılardan defalarca geçerken sessizce izler de kasaba, çizgiden en ufak bir sapmada hemen dalgalanıverir. Her haber nasıl olur da anında duyuluverir? Başarılı olana toplu bir öfke üretilir de felaket karşısında nasıl gizli bir sevinçle sessizleşilir? Kasaba İnci’de hikâyenin kahramanlarından biri gibi yer bulur. Kasabalı tek bir insan gibi tepki verir.

Sayfa 31

İnci’yi okurken Kino, Juana ve Coyotito’nun başına gelenlerin incinin uğursuzluğu değil, kasabanın ya da dünyadaki tüm kasabaların bu acımasız mekanizması olduğunu anlarız. Haksızlığa susan, felaketi isteyerek bekleyen, itham eden ve bir kenara çekilen, aşağı gören kasaba olayları ilmek ilmek işler. Kino ve Juana kimseye kötülük etmezler, haksızlık yapmazlar, tek yaptıkları inciyi bulmaktır. Ancak para hırsı, yalan, kötülük peşlerini bırakmaz. Bu arada da kendisi gibi çaresi ve yoksul insanlar onları yalnızca izler. Destek olmazlar, hatta felaketin bir parçası olurlar.

İnci’yi hem bireyin hırslarını hem toplumun otomatik tepkilerini hem John Steinbeck’in şiirsel dilini okuruz. İnci kısa ve bildik bir hikâye olmasına rağmen Steinbeck’in hüzünlü anlatımıyla müthiş bir romana dönüşür.

 

  • İnci — John Steinbeck
  • Sel Yayıncılık – Roman
  • Çeviri: Tomris Uyar
  • 102 Sayfa

10.02.1980. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu. Felsefe Grubu Öğretmeni.