Tehlikeli Oyunlar’dan 20 alıntı

Oğuz Atay, kimine göre hislerimizin yazarı, kimine göre de anlaşılmayan bir yazar. Belki kimse Atay’ı çok tanımıyordu, zaten o da herkesin onu anlamasını, tanımasını istemiyordu. Postmodern edebiyatın önde gelen isimlerinden biriydi, yazdığı romanlarla çok seveni oldu. Romanlardaki cümleler yıllarca paylaşıldı. Kimisi ezberledi, kimisi kitabının baş ucuna yazdı. Kanımca Oğuz Atay hislerin tercümanıydı. Türk edebiyatının anlaşılmaz yazarıydı.

Şimdi sizlere Tehlikeli Oyunlar romanından 20 alıntı ile sizleri Oğuz Atay ile baş başa bırakıyoruz;

 


1-  “Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.”


2-  “Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım.”


 

3- “Herkes tarih okuyor albayım; bugüne değer veren kalmadı.”


 

4-“Kendimle konuşurken bile onun hoşuna gitmeye çalışıyordum.”


 

5- “Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim açıyor.”


 

6- ”Ben yalnız kalmalıyım. Başka çarem yok.”


 

7-  “Sinirimden gülüyorum albayım. Çünkü sinirlerim artık gülmek için kafamın neşelenmesini beklemiyor.”


 

8-  “Ölmek nedir? Yaşayabileceğini hayal ettiğin şeylerin bitmesidir ya da insanın öyle sanmasıdır.”


 

9- “İnsanlara kaptırma kendini, durmadan koşuşma, onlara uyma, insan bir makinedir, bir yerde bozulur…”


 

10-  “İnsanlık öldü. Belki de hiç yaşamamıştı.”


 

11- “Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre, ‘Yahu insanlık öldü mü?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır.”


 

12- “İçimiz ölür içimizdeki ölmez albayım.”


 

13-  “Düşüncemin duvarlarına resimler asmak isterdim.”


 

14-  “…Her geçen gün yeni suçlar öğreniyor insan, okudukça, düşündükçe, yeni insanlar tanıdıkça sadece günahlarının arttığını hissediyor…”


 

15- “İnsan korksa da sonuna kadar seyreder.” dedi Hüsamettin Bey “Ben sizin bildiğiniz insanlardan değilim albayım, hiç değilim. O kadar değilim ki, şimdi yapacağım gibi sonunu anlatsam bile değilim.”


 

16-  “Sevgili Bilge,
Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı.”


 

17- “Kelimeler insana ihanet ediyor.”


18-  “Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümüm nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum.”


 

19- “Beni kimse anlamıyordu…”


 

20-  “Anlamlar … Albayım. Bazı kelimelere sığmıyor.”


 

"İnsanı dört şey yükseltir: İlim, hilm, iyi fiiller, cömertlik."