Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler: Kusursuz cinayet var mıdır?

Polisiye edebiyat tüm dünyada sevilen bir türdür. Ben de kendimi bildim bileli polisiye romanlar okumayı ve polisiye filmler izlemeyi severim. Polisiyede beni çeken şey olaylardaki ipuçlarından bulmaca çözer gibi adım adım sonuca ulaşma kısmıdır. Gizemi seviyoruz. Her şey göründüğü gibi olmasın istiyoruz. Somut ve teknoloji nedeniyle giderek daha öngörülebilir ve ulaşılabilir bir dünyada yaşadığımız için gizemin peşinden koşuyor oluşumuz doğal. Zaten polisiye romanlar ne kadar çetrefilliyse o kadar keyifleniyoruz. Ve fakat sonunda mutlaka çözülsün istiyoruz. Hem de öyle tesadüfen ya da suçlunun itirafıyla falan da değil, bizzat ipuçlarıyla çözülsün istiyoruz. İşte bu bizi adli bilimlerin kapısına götürüyor. Türkiye’de bu konuda akla gelen ilk, hatta genelde tek isim Sevil Atasoy’dur.

Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler, Sevil Atasoy’un ekim ayında çıkan sekizinci kitabıdır. 24 bölümden oluşuyor ve her biri yaşanmış gerçeklerden yola çıkarak bize adli bilimlerin büyülü dünyasının kapısını aralıyor. Büyülü ancak kitabın başlığında da uyarıldığı üzere bazen nahoş gerçeklerin karşımıza çıktığı bir dünya. Zira okuyucu olarak heyecanı, gizemi, analitik düşünceyi ve bilimin gücünü, en sonunda da suçluların cezalandırılıp adaletin yerini bulduğunu görmek istiyoruz. Ancak Atasoy’un seçtiği örneklerden bazılarında işler öyle gitmiyor. Yıllar önce işlenmiş suçlar, o dönemde DNA’dan bu konuda yararlanılmadığı için başka delillerle aydınlatılmaya çalışılmış ve ne yazık ki o başka deliller yanlış kişileri işaret etmiş. Adli bilimlerdeki gelişmelerle bu insanlar sonradan aklanmışlar. DNA gibi şaşmaz sandığımız kanıtlarla suçlanan insanların bile bazen masum oldukları anlaşılıyor. Çünkü en mükemmel bilimsel yöntemin dahi arkasında alabildiğine öznel bir varlık olan insan yatar. Sevil Atasoy’un kitabın başındaki Tek Bir Söz başlıklı ön söz niteliğindeki yazısında belirttiği gibi nasıl ve nerede yanlış yapıldığı bilinirse haksızlıklar da önlenir. Bu açıdan bu nahoş örnekler önemli. Adli bilimlere olan ilgi son yıllarda ülkemizde de arttı. DNA, parmak izi, kan örneği vs. hepimiz öğrendik; hatta meraklıysanız daha fazlasını. Ancak iş elbette dizilerde seyrettiğimiz kadar romantik değil. Analizler vakit alan, masraflı işlemler. Madem seviyoruz bu alemi, dertlerini de bilelim derseniz, Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler bu konuda hepimizi aydınlatıyor.

Öte yandan kitapta anlatılan olaylar, polisiye roman gibi anlatıldığı için heyecanla okunuyor. Yanı sıra pek çok konuda bilgi sahibi oluyoruz. Bilim gelişiyor, yeni yöntemlerle yeni kanıtlar toplanıyor, işin içine kişinin mahremiyet sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği gibi etik sorular giriyor, ne olursa olsun cinayetler asla kusursuz olamıyor; kısacası ben adli bilimsever olarak aradığımı buldum, siz de bulursunuz.

İyi okumalar.

  • Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler – Sevil Atasoy
  • Doğan Kitap
  • 220 sayfa

10.02.1980. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu. Felsefe Grubu Öğretmeni.