George Orwell’in Hayvan Çiftliği yeniden sinemaya uyarlanmış haliyle gösterime giriyor. Andy Serkis’in filmi, 80 yıllık politik alegorinin yeni kuşaklara nasıl aktarılacağı sorusunu da beraberinde getiriyor.
George Orwell’ın 1945’te yayımlanan romanı yalnızca karakterleri ve olay örgüsü nedeniyle klasikleşmedi. Devrimin nasıl kendi iktidar mekanizmasını üretebildiğini hayvanların yönettiği bir çiftlik üzerinden anlatması, kitabı 20. yüzyılın en güçlü politik alegorilerinden birine dönüştürdü.
Animal Farm, 25 Eylül itibarıyla Türkiye’de vizyona giriyor. Film dünya prömiyerini geçen yıl Annecy Uluslararası Animasyon Film Festivali’nde gerçekleştirmişti.
Andy Serkis neden ilginç bir tercih?
Filmin yönetmeni Andy Serkis.
Serkis’in kariyeri düşünüldüğünde bu tercih tesadüfi görünmüyor. The Lord of the Rings‘de Gollum ve Planet of the Apes filmlerinde Caesar gibi performans yakalama teknolojisinin en tanınmış karakterlerini canlandıran Serkis, insan dışı karakterlere insani davranış ve duygu kazandırma konusunda sinemanın önemli isimlerinden.
Hayvan Çiftliği ise tam olarak bu sınırda duran bir eser. Hayvanları ne kadar insanlaştırırsanız alegori o kadar görünür; onları ne kadar gerçek hayvan olarak bırakırsanız politik anlam başka bir katman kazanır.
1945’in alegorisi 2026’ya nasıl taşınır?
Orwell’in romanı Sovyet totalitarizmine ve Stalin dönemine açık göndermeler taşıyordu. Fakat kitabın kalıcılığı yalnızca tarihsel karşılıklarında değil. Propaganda, dilin değiştirilmesi, geçmişin yeniden yazılması, lider kültü ve iktidarın kendi kurallarını sürekli değiştirmesi gibi meseleler romanı tarihsel bağlamının dışına taşıdı.
Dolayısıyla yeni filmin asıl sınavı Orwell’in politik dilini, Orwell’i hiç okumamış bir izleyici için yeniden kurabilmek.
