John Berger’ın doğumunun 100. yılında edebiyat ve sanat dünyası önemli bir düşünsel mirası yeniden değerlendiriyor. Pera Müzesi’nde 28 Kasım’da düzenlenecek etkinliğe yazarın çocukları da katılacak.
Görmenin de bir tarihi vardır
Bir resme baktığımızda gerçekten ne görürüz? Gördüğümüz şey yalnızca sanatçının tuvale aktardığı görüntü müdür, yoksa kendi deneyimlerimiz, toplumsal konumumuz ve kültürel alışkanlıklarımız da bu görüntünün anlamını belirler mi?
John Berger, yaşamı boyunca bu soruların peşinden gitti. 5 Kasım 1926’da Londra’da doğan Berger, bugün yüz yaşında olacaktı.
2017 yılında hayatını kaybeden yazar, sanat eleştirisi, roman, deneme ve görsel kültür alanlarında bıraktığı eserlerle çağdaş düşünce dünyasında önemli bir yer edindi. Doğumunun yüzüncü yılı dolayısıyla İstanbul’da özel bir anma programı hazırlanıyor. Etkinlik, 28 Kasım Cumartesi günü Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek.
Saat 11.00–18.00 arasında düzenlenecek programa Berger’ın çocukları Katya, Jacob ve Yves Berger da katılacak.
Görme Biçimleri neden hâlâ önemli?
Berger’ın en çok tanınan eserlerinden biri, 1972 yılında yayımlanan Görme Biçimleri. Kitap, sanat eserlerine bakışımızın tarihsel ve toplumsal koşullardan bağımsız olmadığını tartışır.
Berger, özellikle resim sanatında kadın bedeninin temsili, mülkiyet ilişkileri ve görsel kültürün ideolojik yönleri üzerinde durur. Eserin bugün de okunmasının önemli nedenlerinden biri, görsel kültürün yalnızca müzelerdeki tablolarla sınırlı olmamasıdır. Reklamlar, sosyal medya görüntüleri, fotoğraflar ve dijital platformların görsel dili de benzer sorularla değerlendirilebilir.
Bir görüntünün nasıl üretildiği kadar kimin tarafından, hangi bağlamda ve hangi amaçla gösterildiği de önem taşır.
Romanları ve sanat eleştirileri arasında
John Berger’ın edebiyat dünyasındaki yeri yalnızca sanat eleştirmenliğiyle sınırlı değil. Yazar, 1972 yılında G. romanıyla Booker Ödülü’nü kazandı.
Romanlarında bireyin toplumsal koşullarla ilişkisini, tarihsel değişimi ve gündelik yaşamın ayrıntılarını ele aldı. Berger’ın yazarlığının dikkat çekici yönlerinden biri, edebiyatla görsel sanatlar arasında kesin sınırlar kurmaması. Bir resim üzerine düşünürken anlatının imkânlarından yararlanabilir; bir roman yazarken görüntülerin ve mekânların anlamını araştırabilir. Bu nedenle eserleri, yalnızca sanat tarihi veya edebiyat öğrencileri için değil, anlatının farklı biçimleriyle ilgilenen bütün okurlar için önem taşıyor.
İstanbul’daki anma programı
28 Kasım’da Pera Müzesi’nde düzenlenecek etkinlikte yazarların ve editörlerin katılımıyla söyleşiler gerçekleştirilecek.
Berger’ın çocukları ise program kapsamında okuma yapacak.
Berger’ın düşüncesinden bugüne
John Berger’ın düşünsel mirasının güncelliği, görüntülerin anlamının sabit olmadığını göstermesinde yatıyor.
Bugün yapay zekâyla üretilen görsellerin, sosyal medya görüntülerinin ve dijital reklamların gündelik yaşamı kuşattığı bir dönemde, görme eyleminin kendisini sorgulamak daha da önem kazanıyor. Berger’ın eserleri, okura yalnızca sanat eserlerini değerlendirmeyi öğretmiyor.
Aynı zamanda dünyaya bakarken kendi konumunu, alışkanlıklarını ve önyargılarını da sorgulama imkânı sunuyor.
Doğumunun yüzüncü yılında John Berger’ı yeniden okumak görme, düşünme ve anlatma biçimlerimizi yeniden değerlendirmek anlamına geliyor.