Affetmek denildiğinde kulağa büyük bir kelime gibi gelir. Oysa çoğu zaman büyüklük değil, yorgunluktur. İnsan bazen taşıdığı şeyi artık kaldıramadığı için affeder. Bazen de affetmez; çünkü affetmek, yaşananın gerçekten yaşandığını kabul etmektir. Ve kabul etmek, geri dönüşsüzlüğü içeri buyur etmektir. Affetmek unutmak değildir. Tam tersine, gözünü kaçırmadan bakabilmektir.
Karla Arenas Valenti’nin Lola romanı tam da bu bakışın hikâyesini anlatıyor. Bir çocuğun kendini affedemeyişinin evin duvarlarına, bahçedeki yapraklara ve bir ağacın gövdesine nasıl bulaştığını gösteriyor. Çocuklar için yazıyor Valenti ama çocuklukla yetinmiyor; büyülü gerçekçiliği felsefi sorularla buluşturan bir anlatı kuruyor. Meksika kültüründen beslenen, farklı coğrafyalardan taşıdığı hikâye damarlarını bir araya getiren ödüllü bir yazar. Lola ile Latin Amerikalı yazarlara verilen Pura Belpré Ödülü’ne değer görülmüş bir isim.
Roman, Genç Timaş etiketiyle, Feride Eron çevirisi ve Islenia Mil’in çizimleriyle yayımlandı. 11 yaş ve üzeri genç okurlara sesleniyor; ama anlattığı mesele yaşla sınırlı değil.
Hikâye yüzeyde büyülü bir ev anlatısı gibi başlıyor. Uçurum kenarında, ortasında yaşayan bir Ağaç bulunan bir ev; evin içinde dolaşan doğa ruhları; kum havuzundan çıkan gizemli hazineler… İlk bakışta fantastik bir macera izlenimi veriyor. Ancak romanın asıl meselesi fantastik değil, psikolojik. Valenti, büyülü gerçekçiliği bir süs ya da kaçış alanı olarak değil, bir çocuğun iç dünyasını anlatmanın aracı olarak kullanıyor. Yasın, suçluluğun ve kendini affedemeyişin doğrudan anlatılamayan ağırlığını doğaya, mevsimlere ve bir ağacın gövdesine dağıtarak görünür kılıyor.
Romanın merkezinde Alex var. Geçmişte yaşanmış bir kazanın ardından içine kapanmış, kâbuslar gören ve “Karanlık” adını verdiği bir duyguyla baş etmeye çalışan bir çocuk. “O Olay” açık ve sert bir dille anlatılmıyor; ancak aile büyük bir kayıp yaşamış ve Alex kendini bu kayıptan sorumlu tutuyor. Bu suçluluk duygusu bahçedeki gri lekelerle paralel ilerliyor. Önce yapraklar küle dönüşüyor, sonra aynı leke Alex’in bedeninde beliriyor. İçsel çürüme korkutucu bir dille değil, sembolik bir düzlemde kuruluyor. Roman ürkütücü değil; ama duygusal olarak derin.
Hikâye ilerledikçe büyülü bir kapı aralanıyor ve Floresta adlı başka bir âleme geçiliyor. Bu dünyada mevsimler durmuş durumda; kış gelmiyor. Çünkü kış kayıp demek, değişim demek, vedayı kabul etmek demek. Döngü ertelendikçe çürüme başlıyor. Lola’nın mücadelesi de burada başlıyor: Değişimi kabul etmek, kışı içeri almak, gerçeğe bakmak. Romanın belki de en sade cümlesi şu: Mevsimler değişmeden hayat devam edemez.
Bu noktada ebeveynler için açık konuşmak gerekir. Lola ölüm, kayıp ve suçluluk temalarını içeriyor. Hassas çocuklar için yoğun duygular barındırabilir. Özellikle yakın zamanda bir kayıp yaşamış ya da kendini bir olaydan sorumlu hisseden çocuklarda güçlü karşılık bulabilir. Ancak metin travmatik ayrıntılara yaslanmıyor; metaforlar aracılığıyla ilerliyor. Korku unsuru yok; karanlık atmosfer var ama karamsar bir son yok. Çözüm yüzleşme üzerinden geliyor. Bu nedenle soyut düşünmeye başlayan 11 yaş ve üzeri çocuklar için uygun; duygusal olarak hassas çocuklarla birlikte okunması ve üzerine konuşulması ise daha sağlıklı olabilir.
Çocuklarla yas, travma ve suçluluk üzerine konuşmak kolay değildir. Yetişkinler çoğu zaman bu kelimeleri yumuşatır, erteler ya da hiç açmaz. Oysa çocuklar duygunun adını bilmese bile ağırlığını hisseder. Edebiyat tam da burada devreye girer: Doğrudan anlatmanın sertliğini metaforla yumuşatır, soyut olanı somut bir imgeye dönüştürür, konuşulamayanı bir hikâyenin içine yerleştirir. Lola, çocuklara “her şey yoluna girecek” demek yerine, duygulara bakılabileceğini gösteriyor. Yasın üzerini örtmüyor, suçluluğu hafifletmiyor, acıyı romantizeetmiyor. Ama bunu ağır bir dramatizasyonla da yapmıyor.
Kış gelmeden bahar gelmez. Gerçekle yüzleşmeden iyileşme başlamaz. Lola yalnızca iyi bir çocuk kitabı değil; çocuklara bakışımızı da ciddiye alan bir metin. Bazı evlere bahar, ancak kış içeri alındığında gelir. Bu roman da tam olarak bunu hatırlatıyor.

- Lola – Karla Arenas Valenti
- Genç Timaş Yayınları – Roman
- 288 sayfa
- Çeviri: Feride Eron