İngiltere’de yıllardır düşen genç okuma oranlarında 2026’da ilk kez küçük bir yükseliş görülürken Türkiye’de de çocukların halk kütüphanelerine ilgisi belirgin biçimde artıyor. Peki bu veriler gerçekten gençlerin kitaba geri döndüğünü söylemek için yeterli mi?
Çocukların ve gençlerin giderek daha az kitap okuduğu uzun süredir eğitim ve yayıncılık dünyasının en önemli tartışmalarından biri. Özellikle akıllı telefon, sosyal medya ve kısa video platformlarının gündelik hayatın merkezine yerleşmesi, uzun süreli okumanın gençlerin dünyasındaki yerini daraltıyor.
2026’da açıklanan bazı veriler ise yıllardır süren gerilemenin ardından küçük de olsa farklı bir hareketin başladığına işaret ediyor.
Birleşik Krallık merkezli National Literacy Trust’ın 125 binden fazla çocuk ve gençle gerçekleştirdiği 2026 araştırmasına göre, 8–18 yaş grubunda boş zamanlarında okumaktan hoşlandığını söyleyenlerin oranı 2025’te yüzde 32,7 iken 2026’da yüzde 36,1’e yükseldi. Her gün okuduğunu belirtenlerin oranı da yüzde 18,7’den yüzde 20,3’e çıktı. Kurum bunun son yıllardaki ilk artış olduğuna dikkat çekiyor.
National Literacy Trust – Children and young people’s reading in 2026
Türkiye’de doğrudan okuma oranı yok, ama kütüphane verileri güçlü bir sinyal veriyor
Türkiye’de gençlerin kitap okuma alışkanlıklarını her yıl aynı sorularla ve aynı yaş gruplarıyla ölçen güncel, kapsamlı bir araştırma bulunmadığı için İngiltere’deki oranlarla doğrudan karşılaştırma yapmak mümkün değil.
Ancak TÜİK’in çocuk ve kütüphane istatistikleri, gençlerin kitap ve kütüphanelerle ilişkisine dair önemli bir gösterge sunuyor.
TÜİK’in İstatistiklerle Çocuk 2025 yayınına göre halk kütüphanelerine kayıtlı çocuk üye sayısı 2023’te 1 milyon 525 bin 355 iken 2024’te 1 milyon 762 bin 956’ya yükseldi. Bir yıldaki artış yaklaşık yüzde 15,6’ya karşılık geliyor. Aynı dönemde halk kütüphanelerinden yararlanan çocuk sayısı da 12 milyon 294 binden 13 milyon 765 bine çıktı.
Bu yükseliş bizleri tek başına “çocuklar daha fazla kitap okuyor” sonucunu ulaştırmıyor. Çünkü ülkemizde kütüphaneler ders çalışma, etkinlik, internet erişimi ve sosyal alan işlevi de görüyor. Ancak çocukların fiziksel olarak kitap ve kültür kurumlarının çevresinde daha fazla bulunması, okuma kültürü açısından küçümsenmeyecek bir gelişme.
Üstelik TÜİK’in 2025 Kütüphane İstatistikleri de genel eğilimin sürdüğünü gösteriyor. Türkiye’de halk kütüphanelerine kayıtlı toplam üye sayısı 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 6,4 artarak 7 milyon 160 bin 225’e, kütüphanelerden yararlanan kişi sayısı ise yüzde 1,2 artarak 39 milyon 194 bin 669’a ulaştı.
TÜİK – Kütüphane İstatistikleri 2025
Türkiye’de yayın üretimi de artıyor
Okuma kültürünün diğer tarafında yayıncılık var.
TÜİK’e göre Türkiye’de yayımlanan kitap sayısı 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 10,1 artarak 80 bin 921’e ulaştı. Yayımlanan materyallerin yüzde 19,4’ünü yetişkin kurgu edebiyat oluşturdu.
Türkiye’de 2025 sonu itibarıyla 0–17 yaş grubundaki çocuk nüfusu 21 milyon 375 bin 930 kişi. Başka bir ifadeyle ülke nüfusunun yaklaşık dörtte biri çocuklardan oluşuyor. Bu kadar büyük bir genç nüfus düşünüldüğünde çocukların kütüphanelere yönelmesindeki artış yayıncılık açısından da önemli bir potansiyel anlamına geliyor.
Kitapla kurulan ilişki
National Literacy Trust araştırmasının belki de en önemli sonucu gençlerin okumaya ilgisini artıran faktörlerle ilgili.
Kendi kitabını seçebilmek, ilgi alanına uygun metinlerle karşılaşmak, arkadaş ve öğretmen tavsiyesi almak ve farklı formatlarda okuyabilmek gençlerin okumaya yaklaşımını olumlu etkiliyor. Bu bulgu Türkiye açısından da anlamlı. Çocuğun yalnızca öğretmen veya ebeveyn tarafından belirlenen kitaplarla karşılaştığı bir model yerine kütüphanelerde dolaşabildiği, kapağına bakabildiği, kitabı eline alabildiği ve kendi seçimini yapabildiği ortamların artması okuma alışkanlığının gelişmesinde önemli olabilir.
İngiltere’de bu ay yeniden başlayan okul müfredatı tartışmasında da aynı soru gündeme geliyor. The Guardian’ın farklı yazarlara yönelttiği “Okullarda hangi romanlar okutulmalı?” sorusuna verilen yanıtlar, gençlerin çağdaş edebiyat, bilimkurgu ve farklı kültürlerden eserlerle daha fazla buluşturulmasını savunuyor.
The Guardian – Okullarda hangi romanlar okutulmalı?
Dijital dünya gerçekten kitabın rakibi mi?
Tartışmanın diğer tarafında elbette ekran bulunuyor.
PISA 2025 sonuçları, aşırı dijital kullanım ve sınıftaki dikkat dağınıklığının daha düşük akademik performansla birlikte görüldüğüne işaret ediyor. OECD ayrıca kâğıttan daha düzenli kitap okuyan öğrencilerin ortalama okuma performansının daha yüksek olduğunu bildiriyor; ancak bunun tek başına doğrudan neden-sonuç ilişkisi anlamına gelmediğinin de altını çiziyor.
Buradan “ekran kötü, kitap iyi” gibi basit bir sonuca ulaşmak yanıltıcı olur.
Gençler kitapları giderek daha fazla sosyal medyada keşfediyor, çevrimiçi topluluklarda tartışıyor ve dijital içerikler aracılığıyla yazarlara ulaşıyor. Dolayısıyla dijital dünya hem dikkat dağıtan hem de yeni okurları kitaba taşıyabilen bir alan.
Türkiye’den gelen kütüphane verileriyle uluslararası araştırmaları birlikte düşündüğümüzde kesin olarak “gençler yeniden okumaya başladı” demek için henüz erken. Ama daha ihtiyatlı ve belki de daha önemli bir şey söylemek mümkün: Gençlerin edebiyat ve kitapla olan ilişkisi biçim değiştiriyor.
Ve onlara doğru kitabı seçme özgürlüğü, erişilebilir kütüphaneler ve kendi dünyalarıyla ilişki kurabilecekleri metinler sunulduğunda yeniden okumaya yönelmeleri mümkün görünüyor.
Kaynaklar
TÜİK – İstatistiklerle Çocuk 2025
TÜİK – Kütüphane İstatistikleri 2025
National Literacy Trust – Children and young people’s reading in 2026
The Guardian – Okullarda hangi romanlar okutulmalı?