Okurken Ölüme Rastlamak – 1. Semaver

Okurken ölüme rastlamak; Semaver, Sait Faik

Sait Faik’in Semaver adlı öyküsünde asıl karakter olan Ali’nin annesi birden ölüverir.

sait_faik_abasiyanik

Sait Faik Abasıyanık

Aslında hikâyeyi tetikleyen Ali’nin iş bulmuş olmasıdır. Baba figürü ortalıkta görünmemekte ve adı dahi geçmemektedir. Babanın zaten ölmüş olduğunu kendi kendimize okurken bir yandan hissederiz.

Dolayısı ile iş bulma ile başlayan hikayenin zamanı bazı olguları önceler. Ali öncesinde herhalde işsizdir, ancak annesi ile birlikte henüz yeni yeni oluşmaya başlayan sanayiye yakın bir mahallede yoksul ancak bir biçimde mutlu bir hayat sürüyordur. İnançlı ve Allah sevgisi ile dolu “anne”‘siyle saf ve çocuksu bir halde varolmaktadır.

Semaver’in öyküdeki betimlemesi aslında Ali’nin annesi ile birlikte sürdüğü hayatın tarifidir. Sait Faik’in muhteşem bir şekilde söylediği üzere “Sabahın saadetinin istihsal” edildiği nesnedir Semaver. Onun çalışmaması, durması, ortadan kalkması aslında Ali’nin annesinin ölümü ve eşzamanlı olarak kendisinin toplumsal kodunun verilmesi ile aynı anlama gelmektedir. Hikayeyi kişinin annesi ile yaşadığı imgesel/bütünleşik evreden, toplum içerisinde bir anlama/göstergeye dönüştüğü simgesele geçişi olarak da okumak mümkün, yani Ali’nin iş bulmuş olmasının metaforik olarak annesinin ölümünü gerektirdiği söylenebilir.

Son paragrafta ise Semaver’in yerini, sembolik olarak o müthiş insan sevgisi ile anlatılan “kıymettar elleri salep finacınını kucaklayan” ve “kendileri bir semaver gibi tüten” işçiler, esnaflar ve öğrenciler alır ki yine Ali’nin toplumsal’ın içerisinde erimesinin pekiştirilmesidir.

Bu kitabı (Bilgi yayınlarından çıkmış Semaver ve Sarnıç’ın aynı kitapta birlikte basılmış olan seriden ) 10 yaşında, oldukça sıcak geçen bir yaz mevsiminde, geçirmiş olduğum bir kaza nedeniyle eve hapsolduğum çocukluğumda okumuştum ilk.

Ve ölümü okumuştum aslında. Bir çocuk için henüz alışılmamış bir düşünce olan ölümün varlığını.

Ali’nin annesinin soğumaya başlamış yanakları, ölümün soğukluğu, ölümün soğuk bir “şey” olduğunun ısrarla vurgulanması, Ali’nin ölü bedeni ısıtmaya çalışması, bunda çaresizce başarısız olması, “o kadar da korkunç değil ama soğuk” diye tarif edilmesi, ölümün sezdirmeden ve birdenbire gelivermesi ve insanın ölüme ve ölüye hemen alışması…

Bütün bunlar bir kaç satırda o kadar etkileyici bir şekilde anlatılır ki etkilenmemek imkansız.

Sait Faik, Semaver’i 30 yaşında yayımlamış, bu ilk kitabının yayımında babasının desteği olduğu söyleniyor.İlk dönem eserlerinden biri olması nedeniyle genelde alışık olduğumuz hikayelemelerinden farklılıklar var.

Bilindiği üzere İş bankası yayınları Sait Faik’in bütün eserlerini çok güzel bir formatta yeniden bastı. Semaver, 12. kitap olarak çıkmış.

İnternet’teki paylaşımlardan anlaşıldığı kadarı ile, şimdi artık ortaokullarda ödev olarak veriliyormuş; “Sait Faik’in Semaver öyküsünü okuyun, inceleyin, yorumlayın” diyorlardır herhalde. Ya da bütün bir kitabı belki “zorla ” okutturuyorlardır. Herhalde bu nedenle olsa gerek internette bu hikaye ile ilgili birbirinden kopyalanmış pek çok ödev/inceleme var.

Bugünkü çocuklar bu hikâyeyi zorla da olsa okuyunca ne hissediyorlardır?

semaver

  • Sait Faik Sabasıyanık – Samaver
  • Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları – Öykü
  • 138 Sayfa